İstanbul Güngören’de, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından, olayın sadece bir “yan baktın” tartışmasından kaynaklandığına dair söylemler gündeme gelmişti. Ancak İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı ve Adalet ve Suç Laboratuvarı Direktörü Doç. Dr. Ayhan Erbay, bu ifadenin sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Erbay’a göre, çocuklar arasındaki şiddet olayları yalnızca anlık öfkeyle değil; eğitimsizlik, yoksulluk, sosyal dışlanma ve geleceksizlik duygusu ile şekilleniyor. “Kaybedecek bir kariyeri, okulu veya hedefi olmayan bir çocuk için tolerans eşiği sıfıra inmiştir” diyen Erbay, bu tür olayların ardında biriken öfkenin patladığını belirtiyor.

BIÇAK YERİNE ARTIK SİLAH: 2024 ŞİDDET HARİTASI UYARIYOR
İstanbul Kültür Üniversitesi Adalet ve Suç Laboratuvarı tarafından hazırlanan 2024 Şiddet Haritası, çocukların karıştığı şiddet olaylarında dikkat çekici bir değişimi ortaya koydu. Önceki yıllarda çocukların karıştığı vakalarda bıçak kullanım oranı yüzde 75 seviyesindeyken, 2024’te cinayet vakalarında ateşli silah kullanımı yüzde 39,4 ile ilk sıraya yükseldi.
Yaralama olaylarında ise kesici-delici alet kullanımı halen yüzde 47,6 ile başı çekiyor.

Doç. Dr. Erbay, bu durumun arkasındaki nedenleri şöyle açıklıyor:

“Bıçağın yaygınlaşması, bireyin günlük hayatta kendini güvende hissetmemesiyle ilişkilidir. Silah kullanımındaki artış ise, şiddetin artık sorun çözme yöntemi olarak daha ölümcül bir yere taşındığını gösteriyor.”

SOSYAL GÖRÜNÜRLÜK VE KISKANÇLIK: HEDEFTEKİ MAĞDUR PROFİLİ DEĞİŞİYOR
Son yıllarda mağdur çocukların dış görünüşleri, popülerliği veya sosyal çevresi nedeniyle hedef hâline geldiği yönündeki görüşlere katılan Erbay, bu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Görünür olan akrana karşı duyulan kıskançlık, ergenlikte saldırganlığa dönüşebiliyor. Özellikle silik bir kimliğe sahip olan fail, kendini mağdurla kıyasladığında, onu bir tehdit olarak algılıyor.”

Erzurum’da mobilya fabrikasında patlama: 2 ölü, 7 yaralı
Erzurum’da mobilya fabrikasında patlama: 2 ölü, 7 yaralı
İçeriği Görüntüle

Laboratuvar verilerine göre, çocuk cinayetlerinde faillerin yüzde 27,3’ü; yaralama vakalarında ise yüzde 11,9’u, mağdurun arkadaş veya komşu çevresinden çıkıyor. Bu oranlar, şiddetin büyük oranda tanıdıklar arasında gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

‘YAN BAKTIN’ DİLİ, DERİNDEKİ SOSYAL ÇÖKÜŞÜ GİZLİYOR
“Yan baktın” gibi ifadeler, yaşanan gerilimin yalnızca dışa yansıyan kısmı. Gerçekte ise bu tür saldırıların ardında çok daha derin yapısal sorunlar var. Doç. Dr. Erbay bu durumu şöyle açıklıyor:

“Okuldan kopmuş, gelecek umudunu yitirmiş ve sosyoekonomik olarak düşüşte olan bir çocuk, kendine sokakta yeni bir değer sistemi kurar. Bu sistemde saygı, en sert para birimidir. ‘Yan bakma’, çocuğun elinde kalan tek şey olan ‘erkeklik onuruna’ bir tehdit gibi algılanır.”

Erbay’a göre, bu çocuklar artık sistem dışına çıkmış durumda. Eğitim, aile ve sosyal destek mekanizmaları yeterince çalışmadığında, çocuklar bu boşluğu şiddetle dolduruyor.

EĞİTİM VE UMUT EN GÜÇLÜ KORUMA
Doç. Dr. Ayhan Erbay’ın açıklamaları, çocuk suçluluğu ve şiddetle mücadelede yalnızca güvenlik önlemlerinin değil, sosyal politikaların da önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Çözümün temelinde ise eğitimden kopuşun önlenmesi, çocuklara gelecek umudu verilmesi ve onları görünür kılan bir toplum yapısının kurulması yatıyor.

Muhabir: Sefa Başer