Batı Trakya Türklerinin toplumsal ve siyasal hak mücadelesinde sembol isim haline gelen Dr. Sadık Ahmet, ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ hatırlanan, konuşulan ve saygıyla anılan bir figür olmayı sürdürüyor. “Türk” kimliğini açıkça savunduğu için yargılanan, cezaevine giren ve sonrasında siyasi bir parti kurarak Batı Trakya Türk azınlığının sesi olan Ahmet’in hayatı, günümüz açısından da birçok yönüyle anlam taşıyor. Peki Sadık Ahmet kimdir, nerelidir, nasıl hayatını kaybetti ve neden yeniden gündeme geldi?
DR. SADIK AHMET KİMDİR, NERELİDİR?
Sadık Ahmet, 1947 yılında Gümülcine’ye bağlı Sirkeli köyünde doğdu. Tıp eğitimini tamamlayarak doktorluk mesleğini seçti. Ancak onu farklı kılan, mesleğinin ötesinde toplumunun sesi olmayı seçmiş olmasıydı.
Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlığın kimlik, eğitim, din ve vatandaşlık haklarına yönelik ihlalleri, uluslararası platformlara taşıdı. Yunanistan’ın azınlıkları yalnızca “Müslüman” olarak tanımlayan politikasına karşı çıkarak “Türk” kimliğini açıkça ifade eden Sadık Ahmet, bu nedenle birçok kez yargılandı ve cezalar aldı.
SİYASİ MÜCADELESİ NASIL BAŞLADI?
Sadık Ahmet’in mücadelesi bireysel değil, örgütlü bir hak arayışına dönüştü. Öne çıkan dönüm noktaları şöyle:
- 1985: 15 bin imzayla desteklenen bir dilekçeyi uluslararası kurumlara sunarak Batı Trakya Türklerinin yaşadığı hak ihlallerini gündeme taşıdı.
- 1990: “Türk” ifadesini kullandığı gerekçesiyle mahkum edildi ve bu karar Avrupa genelinde tepki topladı.
- 1991: Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi’ni kurarak siyasal mücadeleye adım attı.
- 1991–1993: Bağımsız aday olarak girdiği seçimlerde aldığı yüksek oy oranları, azınlığın güçlü bir siyasal iradeye sahip olduğunu gösterdi.
NASIL HAYATINI KAYBETTİ? ÖLÜMÜ NEDEN TARTIŞMALI?
24 Temmuz 1995’te, yani Lozan Antlaşması’nın yıl dönümünde, şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Kazaya dair dikkat çeken unsurlar şunlardı:
- Olayın Lozan’ın yıl dönümüne denk gelmesi,
- Kazaya karışan araçla ilgili belirsizlikler,
- Soruşturmadaki eksiklikler ve kamuoyunun tatmin edilmemesi.
Tüm bu nedenlerle Sadık Ahmet’in ölümü, bir “kaza” değil, birçok kişi tarafından “şüpheli ölüm” ya da “suikast” olarak nitelendirilmeye devam ediyor.
NEDEN YENİDEN GÜNDEMDE?
2026 yılı itibarıyla Batı Trakya Türklerinin temel sorunları hâlâ çözüme ulaşmış değil. Dr. Sadık Ahmet’in mücadelesini şekillendiren başlıklar bugün de güncelliğini koruyor:
- Etnik kimliğin tanınmaması: “Türk” ifadesi hâlâ resmi belgelerde kullanılmıyor.
- Vatandaşlık sorunları: 19. madde kapsamında vatandaşlıktan çıkarılan binlerce kişi bulunuyor.
- Dini ve eğitsel haklar: Müftü seçimi ve Türkçe eğitim veren kurumlara yönelik baskılar sürüyor.
Bu nedenlerle, Sadık Ahmet yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de sembol ismi olarak anılmaya devam ediyor.



