Zamanın izlerini taşıyan sokaklar, sessizce anlatır kendini… Kahramanmaraş’ın merkezinde, eski bir dere yatağının çevresine kurulmuş mahalleler işte tam da böyle bir hikâyenin içinde yaşıyor. Kanlıdere Caddesi’nin iki yakasında yükselen yorgun yapılar, bugün hâlâ ayakta kalmaya çalışan ama her an yıkılacak gibi görünen geçmişin izlerini taşıyor. Ekim ayında çekilen fotoğraflar, hem fiziksel bir çöküşü hem de duygusal bir bağlılığı gözler önüne seriyor.

YIKIK AMA AYAKTA, TERKEDİLMİŞ AMA HÂLÂ YAŞIYOR
Caddenin iki tarafında uzanan evler, çoğu zaman bir destek kirişiyle ayakta duruyor. Kimi pencere kırık, kimi balkonun altı boşalmış ama hepsi bir zamanlar içinden hayat geçmiş yapılar. Duvarlarında çatlaklar, bazılarında ise boya izleri hâlâ duruyor. Kimi kapılar kilitli, kimilerinin önünden hâlâ bir çocuk sesi geçiyor.
Burası, Kahramanmaraş’ın modern yüzünün ardında kalan; dokusu bozulmamış, zamanı durmuş gibi hissedilen bir bölge.

ŞEHRİN UNUTULMUŞ BELLEĞİ
Kanlıdere çevresi, sadece eski evlerin olduğu bir mahalle değil. Aynı zamanda kentin belleği. Birçok aile bu sokaklarda doğdu, büyüdü, taşındı. Bugün o evlerin bazılarında kimse yaşamıyor ama geçmiş hâlâ orada duruyor.
Bu evler, bir dönem Kahramanmaraş’ın mimari anlayışını, gündelik yaşamını, sokak kültürünü ve mahalle dayanışmasını taşıyordu. Bugün ise ne tam yıkık ne de tam ayakta. Arada kalmışlık hissi, mahalleye hem bir ağırlık hem de derinlik katıyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM MÜ, KİMLİK KAYBI MI?
Kahramanmaraş’ta birçok eski mahallede olduğu gibi Kanlıdere çevresinde de dönüşüm kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu dönüşümün nasıl olacağı, bu yapıların yerine neyin geleceği sorusu hâlâ cevap bulmuş değil. Kentin tarihi dokusunu koruyarak mı, yoksa silip yeniden yaparak mı değişeceği belirsiz.
Mahalle sakinleri ise iki duygu arasında: Güvensiz yapılarda yaşamaktan yorulmuş ama anılarından kopmak istemeyen bir bekleyiş içindeler.

ŞEHRİN RUHU SESSİZLİKTE GİZLİ
Kahramanmaraş, her köşesinde ayrı bir hikâye taşıyan, güçlü bir kültürel mirasa sahip şehirlerden biri. Kanlıdere ve çevresi ise bu mirasın sessizce ayakta kalan parçalarından. Her taş, her pencere, her destek kirişi, geçmişin bir parçası.
Bugün bu sokaklarda gezen bir yabancı, ilk bakışta sadece harabe yapılar görür. Ama dikkatle bakıldığında, bu yapıların her biri bir dönemi, bir hayatı, bir şehri anlatır. Belki de tam bu yüzden; bazı yerler yıkılsa da unutulmamalı.



