Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sosyal Hizmetler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yasemin Ertan Koçak, sanal medyanın toplumsal yaşam üzerindeki etkilerine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Koçak, sosyal medyanın yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda bireylerin içerik üreten ve anlam inşa eden aktif kullanıcılar haline geldiğini vurguladı.
“SANAL MEDYA ÇİFT YÖNLÜ BİR ETKİYE SAHİP”
Sanal medyanın hem fırsatlar hem de riskler barındırdığını belirten Dr. Koçak, özellikle kontrolsüz kullanımın bireysel ve toplumsal düzeyde ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi. Koçak, sosyal medyanın günlük yaşamı kolaylaştırabildiğini ancak aşırı kullanımın uyku düzeninden iş ve okul yaşamına kadar birçok alanı olumsuz etkilediğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: “Gündelik yaşamı aksatmaya başladığında sosyal medya artık bir risk alanına dönüşmektedir. Sürekli kullanım, başkalarının ‘seçilmiş hayatlarını’ görme üzerinden bireylerde mutsuzluk ve memnuniyetsizlik yaratabilmektedir.”
BİREYSEL ETKİLER: KAYGI, STRES VE UYKU BOZUKLUKLARI
Koçak, sosyal medyanın bireysel düzeyde psikolojik etkilerine de dikkat çekti. Yapılan araştırmaların yoğun kullanımın kaygı, stres, depresyon, düşük benlik saygısı ve uyku problemleriyle ilişkili olduğunu gösterdiğini aktardı. Ayrıca dikkat sorunlarının da son dönem çalışmalarında öne çıkan önemli bir bulgu olduğuna işaret etti.
AİLE İÇİ İLETİŞİM ZAYIFLIYOR
Sanal medyanın aile yapısına etkilerini de değerlendiren Koçak, en önemli risklerden birinin yüz yüze iletişimin azalması olduğunu söyledi. Aile bireylerinin aynı ortamda bulunmasına rağmen ekranlara odaklanmasının duygusal bağı zayıflattığını belirten Koçak, bunun empati ve karşılıklı anlayışı olumsuz etkilediğini ifade etti. Çocukların dijital ortamda bilinçsiz şekilde yer almasının “dijital ayak izi” ve “mahremiyet ihlali” gibi riskleri beraberinde getirdiğini de vurguladı.
ÇOCUKLAR VE ERGENLER RİSK ALTINDA
Çocukluk döneminin sosyal gelişim açısından kritik olduğuna dikkat çeken Koçak, çocukların empati ve iletişim becerilerini büyük ölçüde aile içinde öğrendiğini belirtti. Ergenlik dönemine ilişkin değerlendirmelerde ise sosyal medyanın hem fırsatlar hem de ciddi riskler barındırdığını söyledi. Özellikle siber zorbalık, tehdit, aşağılanma ve taciz gibi durumların ergenler üzerinde derin psikolojik etkiler bırakabileceğini ifade etti. Koçak, bu tür deneyimlerin sosyal izolasyon ve ağır psikolojik sonuçlara yol açabildiğini de sözlerine ekledi.
TOPLUMSAL DÜZEYDE KUTUPLAŞMA VE NEFRET RİSKİ
Sosyal medyanın toplumsal etkilerine de değinen Koçak, platformların dayanışma ve bilgi paylaşımı açısından önemli avantajlar sunduğunu ancak aynı zamanda toplumsal ilişkileri zayıflatabildiğini belirtti. Çevrim içi şiddet, nefret söylemi ve kutuplaşmanın toplumun aidiyet duygusuna zarar verebildiğini ifade eden Koçak, bu durumun uzun vadede toplumsal bütünlüğü tehdit edebileceğini söyledi.
“YASAK DEĞİL, DİJİTAL KÜLTÜR GELİŞTİRİLMELİ”
Koçak, çözümün yasaklama değil bilinçli kullanım olduğunu vurguladı. Dijital dünyaya yönelik bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı: “Burada önemli olan sosyal medyayı yasaklamak değil, bireyin iyilik halini koruyan, aile bağlarını güçlendiren ve çocuk haklarını gözeten bir dijital kültür oluşturmaktır.” Ayrıca ani ve sert yasaklamalar yerine kademeli ve kontrollü düzenlemelerin daha doğru bir yaklaşım olacağını ifade etti.



