Kahramanmaraş'ın köklü el sanatlarından biri olan kalaycılık, gelişen teknolojiye ve değişen yaşam alışkanlıklarına rağmen usta ellerde yaşamaya devam ediyor. Tarihi Bakırcılar Çarşısı'nda yaklaşık 30 yıldır kendi iş yerinde hizmet veren 65 yaşındaki kalaycı ustası Remzi Uslu, 45 yılı geride bıraktığı meslek hayatında bakır mutfak eşyalarını yeniden kullanıma kazandırıyor. Yaz aylarında etkisini artıran kavurucu sıcaklara rağmen ateşin karşısında saatlerce çalışan usta, hem geleneksel zanaatı yaşatıyor hem de mesleğin geleceği için mücadele veriyor.
Bakır cezvelerden büyük kazanlara, tencerelerden tabaklara kadar çok sayıda mutfak gerecini geleneksel yöntemlerle kalaylayan Uslu, günümüzde kalaycılığın eskisi kadar ilgi görmediğini belirtiyor. Sanayileşmenin etkisiyle bakır kullanımının azalması ve mesleğe yeni ustaların yetişmemesi, yüzlerce yıllık zanaatın geleceğine ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor. Kahramanmaraş'ın kültürel mirasının önemli parçalarından biri olan Tarihi Bakırcılar Çarşısı'nda sürdürülen bu emek yoğun meslek, sıcak havanın etkisiyle yaz aylarında çok daha ağır çalışma koşulları altında icra ediliyor.

KAHRAMANMARAŞ'IN TARİHİ ÇARŞISINDA GELENEK YAŞATILIYOR
Kalaycı ustası Remzi Uslu, mesleğe yaklaşık 45 yıl önce adım attığını ve son 30 yıldır Tarihi Bakırcılar Çarşısı'ndaki iş yerinde hizmet verdiğini söyledi. Yıllar içinde binlerce bakır ürünü yeniden kullanılabilir hale getirdiğini belirten Uslu, kalaycılığın yalnızca bir meslek değil aynı zamanda kültürel miras olduğunu ifade etti.
Bakır mutfak eşyalarının belirli aralıklarla kalaylanmasının sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Uslu, bu işlemin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen kalaylama sayesinde bakır ürünler hem daha hijyenik hale geliyor hem de ilk günkü parlak görünümünü yeniden kazanıyor.

KAVURUCU SICAKTA ATEŞİN KARŞISINDA ZORLU MESAİ
Yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte çalışma şartlarının daha da ağırlaştığını dile getiren Uslu, günün büyük bölümünü ateşin başında geçirmek zorunda kaldıklarını söyledi. "Hava da sıcak, ateşin karşısında çalışınca mecburen sürekli terliyorsunuz. Özellikle büyük kazanları kalaylarken sıcaklık çok daha fazla hissediliyor. Bu nedenle yaz aylarında çalışmak oldukça zor oluyor." diyen Uslu, buna rağmen mesleğini severek sürdürdüğünü ifade etti.
Bakır ürünler önce ateşte belirli sıcaklığa ulaştırılıyor, ardından yüzeyleri temizlenerek kalay işlemi uygulanıyor. Son aşamada ise ürünler yeniden parlak ve kullanılabilir hale getiriliyor. Tamamı el emeğine dayanan bu süreç hem dikkat hem de ciddi bir ustalık gerektiriyor.

GÜNDE YAKLAŞIK 50 ÜRÜN KALAYLANIYOR
Yoğun geçen günlerde yaklaşık 50 bakır ürünü kalayladıklarını belirten Uslu, özellikle evlerde kullanılan cezve, tava, tencere, tabak ve kazanların en fazla getirilen ürünler arasında yer aldığını söyledi. Geçmiş yıllarda kamu kurumları, lokantalar ve büyük mutfaklardan çok sayıda bakır eşyanın kalaylanmak üzere getirildiğini hatırlatan Uslu, günümüzde ise bu talebin önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Sanayileşmeyle birlikte paslanmaz çelik ve farklı malzemelerden üretilen mutfak eşyalarının yaygınlaşmasının, kalaycılık mesleğini doğrudan etkilediğini belirten usta, eskiye kıyasla iş hacminin daraldığını dile getirdi.

MESLEĞİN EN BÜYÜK SORUNU USTA YETİŞMEMESİ
Remzi Uslu'ya göre kalaycılığın geleceğini tehdit eden en önemli sorunlardan biri de mesleği sürdürecek gençlerin yetişmemesi. Eskiden çıraklık sisteminin güçlü olduğunu belirten Uslu, bugün mesleğe ilgi gösteren genç sayısının oldukça az olduğunu söyledi. İş olsa bile çalışacak usta bulmanın zorlaştığını ifade eden deneyimli kalaycı, bu durumun geleneksel el sanatlarının geleceği açısından önemli bir risk oluşturduğunu dile getirdi. Kalaycılık gibi el emeğine dayanan mesleklerin yaşatılabilmesi için gençlerin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Uslu, kültürel miras niteliğindeki bu zanaatların korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi.



