Likiditenin sıkılaştığı küresel piyasa koşullarına rağmen IFC’nin son 10 yılda Türkiye’ye 25 milyar dolardan fazla yatırım yaptığını belirten Kaestner, Türkiye'nin kurumun dünya genelindeki portföyünde en büyük üçüncü ülke konumuna yükseldiğini duyurdu. Yatırımların odak noktasında istihdamın artırılması, verimlilik ve Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerin ayağa kaldırılması yer alıyor.

Türkiye, Dünya Bankası Grubu ve IFC için sadece bölgesel bir güç değil, aynı zamanda operasyonel bir merkez olma özelliğini koruyor. Direktör Lisa Kaestner, kurumun önceliklerini belirlerken özel sektörün rekabetçiliğini ve dayanıklılığını nasıl artırabileceklerine odaklandıklarını ifade etti. İmalattan lojistiğe, yenilenebilir enerjiden dijital bankacılığa kadar geniş bir yelpazede Türk şirketlerini desteklediklerini vurgulayan Kaestner, bu yatırımların şirketlerin uluslararası standartlara ulaşmasında ve ihracat kapasitelerinin güçlenmesinde kritik rol oynadığını belirtti. Arçelik’in AR-GE çalışmalarından Enerjisa’nın altyapı modernizasyonuna kadar pek çok dev projenin arkasında IFC’nin uzun vadeli finansman desteği bulunuyor.

DEPREM BÖLGESİNE DİJİTAL TAHVİL İLE CAN SUYU

IFC’nin Türkiye stratejisinde finans sektörüyle kurulan ortaklıklar büyük bir yer tutuyor. Özellikle sermaye piyasalarının geliştirilmesine katkı sağladıklarını belirten Kaestner, İş Bankası tarafından ihraç edilen ilk dijital tahvile yaptıkları 100 milyon dolarlık yatırımı örnek gösterdi. Bu kaynağın en anlamlı yanı ise, 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen bölgelerdeki KOBİ’lerin toparlanması ve yeniden üretime geçmesi için kullanılması oldu. IFC, kriz dönemlerinde bile piyasalara güven aşılayarak özel sermayeyi harekete geçiren "çapa yatırımcı" rolüyle Türk ekonomisinin dayanıklılığını artırmaya devam ediyor.

Anneler Günü'nde Kahramanmmaraş Valiliği'nde vefa buluşması!
Anneler Günü'nde Kahramanmmaraş Valiliği'nde vefa buluşması!
İçeriği Görüntüle

İSTİHDAMIN LOKOMOTİFİ MKOBİ’LERE TAM DESTEK

Türkiye’deki istihdamın yaklaşık yüzde 70,5’ini oluşturan mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler (MKOBİ), IFC’nin yatırım radarlarının merkezinde yer alıyor. Kaestner, istihdamın sadece rakamlardan ibaret olmadığını, büyük ölçekli şirketlerin büyümesiyle birlikte lojistikten hizmet sektörüne kadar dev bir ekosistemin canlandığını ifade etti. IFC’nin rolünün şirketlerin her aşamada büyümesini ve yeni iş alanları yaratmasını mümkün kılmak olduğunu belirten Direktör, özellikle sanayide modernizasyon ve temiz enerji gibi geri dönüş süresi uzun olan yatırımlarda vade ve risk iştahı gibi unsurların belirleyici olduğunu, IFC’nin de bu noktada devreye girerek doğru kurgulanmış finansman sağladığını söyledi.

ÖZEL SERMAYENİN HAREKETE GEÇİRİLMESİ VE ŞİŞECAM ÖRNEĞİ

IFC’nin Türkiye’deki en temel katkılarından biri de uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye çekmek. Lisa Kaestner, Şişecam’ın düz cam ve güneş camı üretim kapasitesini artırmaya yönelik gerçekleştirdiği Eurobond ihracında üstlendikleri rolü hatırlattı. IFC’nin bu işlemde çapa yatırımcı olarak yer alması, ticari bankaların ve varlık yöneticilerinin de sürece dahil olmasını sağlayarak büyük bir sermaye mobilizasyonu yarattı. Kaestner, oynaklık dönemlerinde bile finansmanın yanı sıra sundukları danışmanlık hizmetleriyle ÇSY (çevresel ve sosyal) ve kurumsal yönetim standartlarını yükselterek Türkiye’de sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

Kaynak: AA