İran’da devam eden çatışmaların küresel tedarik zincirinde yarattığı kırılmalar, sağlık ve tüketim ürünleri piyasasını da etkilemeye başladı. Sektör kaynaklarından edinilen bilgilere göre, prezervatif üretiminde kullanılan kritik hammaddelerde yaşanan arz sıkıntısı maliyetleri yukarı çekti.

Özellikle enerji akışı ve petrokimya ürünlerinin tedarikinde görülen aksaklıkların, üretim süreçlerini doğrudan etkilediği ifade ediliyor.

Küresel ticaretin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik ve lojistik sorunlar, sevkiyat sürelerini ciddi şekilde uzattı.

Normal şartlarda yaklaşık bir ayda tamamlanan uluslararası teslimatların, mevcut koşullarda iki aya kadar çıkabildiği belirtiliyor. Bu durum, ürünlerin liman ve gemilerde bekleme süresini artırarak piyasadaki stok dengesini bozdu.

Üretimde kullanılan sentetik kauçuk, nitril, silikon bazlı bileşenler ve ambalaj malzemelerinde kayda değer fiyat artışları yaşandı. Sektör temsilcileri, bu yükselişin doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurguluyor.

Artan enerji maliyetleriyle birleşen bu tablo, üreticilerin fiyat politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu.

Profesör türbanlı öğrencilerin önünde twerk yaptı
Profesör türbanlı öğrencilerin önünde twerk yaptı
İçeriği Görüntüle

Sadece maliyet tarafında değil, talep cephesinde de dikkat çekici bir artış yaşanıyor. 2026 yılı içerisinde prezervatif talebinin yaklaşık yüzde 30 yükseldiği belirtiliyor.

Artan talep ile geciken sevkiyatların birleşmesi ise stok seviyelerinde hızlı bir erimeye yol açtı. Bazı üreticilerin dağıtım planlarını yeniden düzenlemek zorunda kaldığı ifade ediliyor.

Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi halinde tüketici fiyatlarına yüzde 20 ila 30 arasında zam yansımasının kaçınılmaz olabileceğini belirtiyor.

Üreticiler, kısa vadede üretim kapasitesini artırarak talebi karşılamayı hedeflese de, lojistik ve hammadde krizinin baskısının sürdüğü ifade ediliyor.

Yılda milyarlarca adet üretim yapan sektörün yalnızca ticari değil, aynı zamanda kamu sağlığı ve uluslararası yardım programları için de kritik öneme sahip olduğu biliniyor.

Uzmanlar, yaşanan bu krizin uzun sürmesi halinde özellikle düşük gelirli ülkelerde erişim sorunlarının gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ