Erten, kuzuyu enjektörle ve biberonla besleyerek hayatta kalmasını sağladı. Gece gündüz demeden ilgilendiği kuzu, günler içinde toparlandı. “Kuzu öldü ölecek derken enjektörle ve biberonla besledim. Şimdi maskotum oldu. Ben nereye gidersem o da oraya geliyor.” sözleriyle süreci anlatan Erten, hayvanla arasında güçlü bir bağ oluştuğunu dile getirdi.
Bugün sağlıklı ve hareketli olan “Naciye”, sahibinin adeta gölgesi gibi dolaşıyor.
PARKA DA MİSAFİRLİĞE DE BİRLİKTE GİDİYORLAR
Erten, yalnızca çiftlikte değil günlük yaşamında da kuzusunu yanından ayırmıyor. Parka gittiğinde “Naciye”yi de götürüyor, hatta zaman zaman salıncakta sallıyor. Misafirliğe giderken de kuzusunun geleceğini önceden haber verdiğini söylüyor.
Gittiği yerlerde sorun yaşanmaması için kuzusuna çocuk bezi bağladığını ifade eden Erten, “Aynı evin içinde yaşıyoruz. Bakımı zor değil, severek yapıyorum. Misafirliğe de kuzuyla geleceğimi söyleyerek gidiyorum.” dedi.
Mahalle sakinleri de bu ilginç dostluğa alışmış durumda. Sahibinin peşinden bir an olsun ayrılmayan kuzu, girdiği her ortamda ilgi odağı oluyor. Çocuklar özellikle parkta “Naciye”yi görmek için yanına geliyor.
MAHALLEDE MASKOT OLDU
Antalya’da kuzusunu yanından ayırmayan Meliha Erten ve “Naciye”, kısa sürede Kurşunlu Mahallesi’nin maskotu haline geldi. Kuzu, sahibini gördüğü anda koşarak yanına geliyor. Bu bağlılık, görenleri hem şaşırtıyor hem de gülümsetiyor.
Hayvan yetiştiriciliğinin emek isteyen bir iş olduğunu belirten Erten, her canlının ilgiye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Annesi tarafından reddedilen bir kuzunun sevgiyle büyütülerek hayata kazandırılmasının mümkün olduğunu ifade ediyor.
Mahallede sıkça konuşulan bu hikâye, insan ile hayvan arasındaki bağın ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha gösteriyor. Antalya’da kuzusunu yanından ayırmayan Erten’in hikâyesi, sosyal medyada da ilgi görmeye başladı.
Muhabir: Atilla ŞAKACI
Antalya’da kuzusunu yanından ayırmayan bir üretici, hayvan sevgisiyle mahallede dikkat çekiyor.