Kürşad Zorlu: Ayn-el Arab’daki insani koridorda hiçbir sorun yaşanmadı
Kürşad Zorlu: Ayn-el Arab’daki insani koridorda hiçbir sorun yaşanmadı
İçeriği Görüntüle
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, yaşlanan dünya nüfusuna dikkat çekerek, aktif yaşlanma politikalarının hem bireysel yaşam kalitesini artıracağını hem de toplumsal yapının sürdürülebilirliğine katkı sunacağını söyledi. Dünya genelinde yaşlı nüfusun oranının hızla arttığını ifade eden Yılmaz, bu dönüşümün sadece demografik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal etkileri olduğunu vurguladı.
YAŞLI NÜFUS 1950’DE YÜZDE 8’Dİ, 2050’DE YÜZDE 21 OLMASI BEKLENİYOR
Prof. Dr. Yılmaz’ın değerlendirmesine göre, dünya genelinde 1950 yılında nüfusun sadece yüzde 8’i 60 yaş ve üzerindeydi. Bu oran 2014’te yüzde 12’ye, 2050 yılında ise yüzde 21’e yükselecek. Artan yaşam süresi ve düşen doğurganlık oranlarıyla birlikte yaşlı nüfus oranı gelişmiş ülkelerle sınırlı kalmayıp, gelişmekte olan ülkelerde de belirgin biçimde artıyor.
TÜRKİYE DE ARTIK “YAŞLI ÜLKE” KATEGORİSİNDE
Yılmaz, Türkiye’nin de bu dönüşümden bağımsız olmadığını belirtti. Birleşmiş Milletler kriterlerine göre yaşlı nüfus oranı yüzde 8’i geçtiğinde bir ülke “yaşlı ülke” sayılıyor. Türkiye bu eşiği aşmış durumda. Son 10 yılda toplam nüfus artışı sınırlı kalırken, 65 yaş ve üstü nüfusun artış hızı dikkat çekici düzeyde.
Türkiye’de çalışma hayatı açısından 65 yaş emeklilik yaşı kabul edilse de, sosyal ve üretkenlik açısından 55 yaş üstü nüfus da aktif yaşlanma sürecinin hedef kitlesi olarak görülüyor.
YAŞLILARIN ÜRETİCİ ROLÜ KAYBEDİLMEMELİ
Prof. Dr. Yılmaz, yaşlanan nüfusun sadece yük olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı:
“Amaç, yaşlı bireylerin bağımsız, sağlıklı ve onurlu bir yaşam sürmesini sağlamak. Bu da yalnızca istihdamla değil, gönüllü faaliyetler, tecrübe paylaşımı, sosyal ve kültürel hayata katılım ile mümkündür. Yaşlı birey toplumun dışında bırakılmamalı, aktif yaşamda tutularak hem bireysel tatmin hem de toplumsal dayanışma güçlendirilmelidir.”
YAŞLI DOSTU YERLEŞİMLER VE “YERİNDE YAŞLANMA” ANLAYIŞI ÖNE ÇIKIYOR
Yılmaz, şehir hayatının yaşlı bireyler için çoğu zaman dezavantajlar barındırdığını belirterek kırsal yaşamın sunduğu fırsatlara da dikkat çekti:
“Kalabalık, gürültü, hava kirliliği gibi etkenler yaşlı bireylerin yaşam kalitesini düşürebilir. Buna karşın kırsalda doğayla iç içe, sade bir yaşam hem fiziksel hem de psikolojik açıdan avantaj sağlayabilir. Önümüzdeki dönemde ‘yaşlı dostu şehirler’ ve ‘yerinde yaşlanma’ anlayışı çok daha fazla gündeme gelecektir.”
EKONOMİK ETKİLERİ DE GÖZ ARDI EDİLMEMELİ
Nüfus yaşlanmasının sadece sosyal değil, ciddi ekonomik sonuçlar da doğurduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yılmaz; sağlık sistemleri, emeklilik fonları ve sosyal güvenlik sistemlerinin bu değişimden doğrudan etkilendiğini belirtti:
“Yaşlı nüfusun artması, iş gücünde daralma ve kamusal harcamalarda artış anlamına geliyor. Bu süreci doğru yönetecek politikalar geliştirilmezse, toplumlar hem ekonomik hem sosyal açıdan kırılgan hale gelebilir.”
YAŞLANMAYI FIRSATA ÇEVİRMEK MÜMKÜN
Yılmaz, sürecin iyi planlanması durumunda yaşlı nüfusun da toplumun aktif bireyleri olmaya devam edebileceğini savunuyor. Tecrübeye dayalı rehberlik, gönüllü çalışmalar ve yaşlı bireylerin istihdamda değerlendirilmesi gibi çözümlerle bu sürecin toplumun lehine çevrilebileceğini ifade ediyor.

Kaynak: DHA