Son dönemde Türkiye genelinde ve şehrimizde artan şiddet olaylarının perde arkasını vatandaşlara sorduk. "Toplumda artan şiddet olaylarının nedeni nedir?" sorusuna Kahramanmaraşlıların verdiği yanıtlar; ekonomik sıkıntılardan sosyal medya kullanımına, televizyon dizilerinden deprem sonrası yaşanan psikolojik travmalara kadar geniş bir yelpazede yankı buldu. Kimi vatandaş kadın-erkek ilişkilerindeki beklentileri eleştirdi, kimi ise "medya ve TikTok kapatılmalı" diyerek sert tepki gösterdi.
Kahramanmaraş sokaklarında mikrofon uzattığımız vatandaşlar, toplumun huzurunu bozan şiddet sarmalı hakkında birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından şehrin üzerinden gitmeyen stres yükü ve ekonomik dar boğazın insanları daha tahammülsüz hale getirdiği vurgulandı. Vatandaşların bir kısmı, şiddetin temelinde aile yapısındaki değişimleri ve medyanın etkisini görürken, bazıları ise televizyonlardaki vurdulu kırdılı dizilerin çocukların gelişimini olumsuz etkilediğini savundu. Sokaktaki vatandaşın ortak paydası ise "Eski dürüstlük ve komşuluk ilişkilerinin kalmadığı" yönünde oldu. Özellikle bir kadın vatandaşın fedakarlık ve aile bütünlüğü üzerine yaptığı sitem dolu açıklamalar, sosyal yapının geldiği noktayı gözler önüne serdi.
KAHRAMANMARAŞLI KADINDAN SİTEM: "EVİ DAŞ EDEN DE BAŞ EDEN DE KADINDIR"
Sokak röportajımızda görüşlerini paylaşan bir kadın vatandaş, aile içindeki şiddet ve huzursuzlukların bir nedeninin de tarafların birbirinden çok fazla beklenti içine girmesi olduğunu savundu. Kendi hayatından örnekler veren vatandaş, "Ben çok perişanlık çektim, sokaklarda yattım ama çocuklarım için ayakta duruyorum. Eşim 4 aydır çalışmıyor, ben temizliğe gidiyorum ama bazıları hep daha fazlasını istiyor. Erkeği rezil eden de vezir eden de kadındır" diyerek aile içindeki destek mekanizmasının önemine dikkat çekti. Şiddetin çoğalmasını "hep bana" anlayışına bağlayan vatandaşın bu sözleri, toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlattı.
"TİKTOK VE VURDULU KIRDILI DİZİLER KAPATILMALI"
Toplumdaki şiddet eğiliminin televizyon ve sosyal medya aracılığıyla körüklendiğini savunan Kahramanmaraşlılar, medyanın içerik politikasını sert bir dille eleştirdi. Çocukların ve gençlerin televizyonda gördüklerini örnek aldığını belirten vatandaşlar; "Medya kapanmalı, TikTok kapanmalı. Savaşlı, vurdulu diziler artık bitmeli. Eski dürüst hikayeler yok, sürekli bir kavga ve entrika izliyoruz" diyerek tepkilerini dile getirdiler. Gün boyu yayınlanan programların topluma örnek teşkil etmediğini savunan vatandaşlar, dijital dünyanın denetlenmesi gerektiğini vurguladı.
DEPREM SONRASI PSİKOLOJİK TRAVMA ŞİDDETİ TETİKLİYOR MU?
Kahramanmaraşlı vatandaşların üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de deprem sonrası yaşanan ruh hali oldu. "Maraş’ta bu olaylar depremden sonra arttı, çoğu insan fırlattı" diyen vatandaşlar, büyük felaketin ardından insanların psikolojik bir kriz içinde olduğunu belirtti. 20-30 yıl öncesine göre toplumun çok değiştiğini, insanların artık gözünü kırpmadan silah ve bıçağa sarıldığını söyleyen Maraşlılar, bu durumun bir "cinnet hali" olduğunu ifade etti. Sabrın tükendiği ve hoşgörünün azaldığı bu süreçte, toplumsal bir rehabilitasyona ihtiyaç duyulduğu görüşü öne çıktı.
YANLIŞ YOLDAYIZ: "GÖZ KIRPMADAN BIÇAK ÇEKİLİYOR"
Şiddetin sokağa inmesinden duyulan endişe, röportajın en dikkat çekici noktasıydı. Vatandaşlar, en küçük bir tartışmada bile insanların silaha sarılmasından büyük üzüntü duyduklarını belirterek, "Millet hiç çekinmeden bıçağı sallıyor, silahı sıkıyor. Doğru yolda değiliz, yanlış yoldayız" diyerek toplumsal bir uyarıda bulundular. Eski dürüstlüğün ve komşuluk bağlarının yerini kaba kuvvetin alması, Kahramanmaraş halkını en çok endişelendiren konuların başında geliyor.
TEK ÇARE AİLE VE EĞİTİM Mİ?
Röportajın sonunda birçok vatandaş, çözümün yine aile içinde ve eğitimde olduğunu belirtti. Çocukların neyi görürse ona heveslendiğini ifade eden ebeveynler, hem devletin medya üzerindeki denetimini artırmasını hem de ailelerin çocuklarına daha doğru örnek olmasını istediler. Kahramanmaraş sokaklarından yükselen bu sesler, toplumun huzur ve güven ortamına duyduğu özlemi bir kez daha tescilledi.