Kahramanmaraş’ta Bugün Gazetesi olarak sokağın nabzını tuttuk ve vatandaşa sorduk: "Taziye evlerinde yemek dağıtılmasına ne diyorsunuz?" Kimi vatandaşlar bu durumun cenaze sahibine ağır bir yük olduğunu savunup devletin ceza vermesi gerektiğini söylerken, kimileri ise "Acı gününde komşuya destek olmak gelenektir" diyerek uygulamayı savundu. İşte Maraş sokaklarındaki o çarpıcı diyaloglar...
Kahramanmaraş, taziye geleneklerinin en yoğun yaşandığı illerin başında geliyor. Ancak son yıllarda taziye evlerinde verilen yemeklerin "ziyafet" havasına bürünmesi ve cenaze sahiplerini maddi olarak zorlaması, din alimlerinin tepkisini çekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın taziye evinde yemek verilmesinin "mekruh" olduğunu açıklamasının ardından, Kahramanmaraş sokaklarında mikrofon uzattığımız vatandaşlar adeta ikiye bölündü. Bazı vatandaşlar taziye evine yemek yemek için gidilmediğini, bu durumun tamamen kaldırılması gerektiğini savunurken; bazıları ise cenaze evinde yemek pişmediği için komşuların yemek getirmesinin insani bir görev olduğunu dile getiriyor.
"YEMEK YEMEK İÇİN DEĞİL, ACIYI PAYLAŞMAK İÇİN GİDİLİR"
Görüştüğümüz vatandaşlardan biri, taziye evlerindeki yemek uygulamasının asıl amacından saptığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Ben de aynı fikirdeyim, kesinlikle katılıyorum. İnsanlar oraya karınlarını doyurmaya değil, cenaze sahibinin acısını paylaşmaya, bir Fatiha okumaya gidiyor. Taziye evlerinde yemek olayının kaldırılması taraftarıyım. Kimsenin kimseye bu acı gününde yük olmaya hakkı yok." Bu görüşü savunan birçok vatandaş, taziye evlerinin birer restoran havasına bürünmesinden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor.
"CENAZE SAHİBİ ACISIYLA YEMEK Mİ YAPACAK?"
Öte yandan, uygulamanın devam etmesi gerektiğini savunan bir anne ise tepkisini şu sözlerle dile getirdi: "Millet acısıyla oturuyor orada, kimse evinde yemek yapamıyor. Millet toplanıyor tabii ki yemek yollayacağız. Niye mekruh olsun ki? Biz oraya hayır için gönderiyoruz. Gönderenlerin hayırları kabul olsun. Acılı insanlara bir lokma yemek ulaştırmak niye yanlış olsun kızım?" Bu görüşteki vatandaşlar, yemeğin cenaze sahibi tarafından değil, komşular ve akrabalar tarafından "getirilmesi" gerektiğini savunuyor.
"DURUMU OLMAYANLAR İÇİN BÜYÜK BİR YÜK"
Taziye yemeklerinin ekonomik boyutuna dikkat çeken bir başka vatandaş ise meselenin sınıfsal farklarına değindi: "Vallahi bir yandan iyi, bir yandan kötü. Durumu olmayanlar için bu çok büyük bir yük. Adamın parası var mı, gücü yeter mi sormuyorlar. Gelenek haline gelmiş, adam zenginse belki namına yemek verilsin istiyor ama fakir ne yapsın? Bu işin bir kuralı olmalı." Bazı vatandaşlar ise işin daha da ileri boyuta taşınması gerektiğini savunarak, "Yemek verenlere devlet ceza yazmalı, ancak öyle önlenir. Yoksa bu gelenek fakiri ezmeye devam eder" önerisinde bulundu.
DİYANET NEDEN "MEKRUH" DİYOR?
Din alimleri ve Diyanet yetkilileri, taziye evinde yemek verilmesinin asıl amacının "komşuların cenaze sahibine yemek getirmesi" olduğunu, ancak günümüzde durumun tersine dönerek cenaze sahibinin gelenlere yemek ikram etmesi şekline büründüğünü belirtiyor. Cenaze sahibinin bu acılı gününde bir de yemek telaşına düşmesi, maddi külfet altına girmesi İslam hukukuna göre uygun bulunmuyor. "Cenaze evinde yemek pişmez, cenaze evine yemek götürülür" kuralının unutulduğu vurgulanıyor.
KAHRAMANMARAŞ SOKAKLARINDA TARTIŞMA BÜYÜYOR
Kahramanmaraş’ta Bugün Gazetesi olarak yaptığımız bu sokak röportajı, şehrin sosyal dokusundaki bu hassas konuyu bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Bir tarafta "gelenek ve yardımlaşma" diyenler, diğer tarafta "gösteriş ve maddi yük" diyenler... Taziye evlerindeki bu tartışmalı durumun önümüzdeki günlerde de şehrin en çok konuşulan konularından biri olacağı kesin görünüyor.