Mikrofonlarımıza konuşan vatandaşlar; ekonomik krizden işsizliğe, adalet sistemindeki iftira kurbanlarından eğitim eksikliğine kadar pek çok çarpıcı konuya değinerek adeta içini döktü. Kimisi bu ekonomik şartlarda suç oranının az bile olduğunu savunurken, kimisi ise yasaların caydırıcı olmamasından ve sokaklardaki güvenlik endişesinden yakındı.
Türkiye İstatistik Kurumu ve Adalet Bakanlığı verilerine göre, ceza infaz kurumlarında bulunan mahkum sayısının 420 bin 798 ile cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinden birine ulaşması, tüm Türkiye'de olduğu gibi Kahramanmaraş'ta da ana gündem maddesi haline geldi. Kahramanmaraş'ta Bugün Gazetesi olarak sokağın nabzını tuttuğumuzda, vatandaşların derin bir sosyo-ekonomik ve hukuki sorgulama içinde olduğunu gördük. Sokak röportajlarımızda Maraşlıların bir kısmı artan suç oranlarını doğrudan geçim sıkıntısına bağlarken, cezaevlerinde suçsuz yere yatan binlerce "iftira kurbanı" olduğunu iddia edenlerin feryatları yürekleri dağladı. Özellikle anne ve babaların sokaklardaki asayiş durumundan endişe ederek çocuklarını dışarıya bile çıkarmakta zorlandıklarını belirtmesi, toplumsal huzurun geldiği noktayı gözler önüne serdi. İşte Kahramanmaraş sokaklarında 420 binlik mahkum sayısına dair yükselen o çarpıcı sesler ve halkın çok konuşulacak değerlendirmeleri…
"BU EKONOMİK ŞARTLARA GÖRE MAHKUM SAYISI AZ BİLE!"
Mikrofon uzattığımız Kahramanmaraşlı bir emekli vatandaş, cezaevlerindeki doluluk oranının arkasındaki en büyük nedenin ekonomik buhran ve işsizlik olduğunu savundu. Hayat pahalılığının insanları suça sürüklediğini belirten vatandaş şu ifadeleri kullandı:
"420 bin mahkum bu ekonomik şartlara göre bence az bile. Zamlar aldı başını gitti, her şey ateş pahası, piyasada işsizlik var. Millet aldığı parayla ayı yetiştiremiyor, geçinemiyor. Bak ben emekliyim, mesela 20.000 lira aylık alıyorum. Bu para nedir ki? İki günde harcamam biter yani. İnsanlar çaresizlikten suça bulaşıyor."
"BENİM EŞİM DE İFTİRADAN YATIYOR, ENGELLİ KIZIMLA BAŞ BAŞA KALDIM"
Sokak röportajımız sırasında gözyaşlarını tutamayarak adalet sistemine sitem eden bir başka vatandaş ise cezaevlerinde çok sayıda masum insanın bulunduğunu ileri sürdü. İftira kurbanı olduklarını belirten acılı anne, "Mahkumların çoğu suçsuz yere yatıyor. Benim eşim de bir iftiradan dolayı şu an içeride. O yüzden 420 bin sayısı bana çok geliyor, çünkü masumlar da orada. Benim engelli bir kızım var, perişan olduk. Serçe gibi babasız kaldı çocuk. Adalet yerini bulsun" diyerek yetkililere seslendi.
"YASALAR CAYDIRICI DEĞİL, KIZ ÇOCUĞUMU DIŞARIYA ÇIKARAMIYORUM"
Cezaevlerindeki mahkum sayısının fazlalığının yanı sıra sokakların güvensiz hale gelmesinden dert yanan bir anne ise mevcut kanunların yetersizliğine vurgu yaptı. Yasaların caydırıcı olması gerektiğini belirten Maraşlı anne, "Her şeyin başı yasa, yasa, kanun... Ortam hiç iyi değil. Benim bir kızım var, dışarıya kolay kolay çay atmaya (çıkarmaya) cesaret edemiyorum. Çıktığı zaman da zapt edemiyoruz, aklımız hep onda kalıyor. Hele bir kız çocuğunu ben hayatta dışarı tek başına göndermek istemem, güven yok" şeklinde konuştu.
Bir başka vatandaş ise suç kategorilerine göre bir ayrım yapılması gerektiğini belirterek, "Allah aşkına suçlu olan cezasını çeksin ama suçlu olmayan çıksın varsın. Cinsel suçlar falan filan ya da sokakta hanımını öldüren caniler değil de, normal masum şeyler yapanlar, iftira kurbanları çıksınlar, evlerine gelsinler" dedi.
"EĞİTİM VE MİLLİ ŞUUR ŞART, AF ÇIKARMAK ÇÖZÜM DEĞİL"
Röportajın sonunda söz alan eğitimli bir vatandaş ise suç oranlarının nüfusa göre aslında az olduğunu ancak çözümün sürekli "af çıkarmak" olmadığını dile getirdi. Kalıcı bir toplumsal ıslah için eğitimin şart olduğunu söyleyen vatandaş, İsviçreli bir profesörün sözüne atıfta bulunarak şu uyarıyı yaptı:
"Mahkum sayısı yaşadığımız ortama göre yine az. Bunun birinci kaynağı ekonomik sorun, ikincisi ise ailelerin çocuklarını doğru yetiştirememesi. Sorunun en büyük kaynağı bu ikisidir. Çözüm için yasanın caydırıcı olması lazım. 420.000 kişiyi cezaevine topluyorlar, sonra bir an geliyor af çıkarıyorlar. Ama af çıkarmak kesinlikle çözüm değil ki! Önce o insanları içeride ve dışarıda eğitmen lazım. Eğitim şart. İsviçreli bir profesör çok doğru bir laf söylüyor: 'Bir ülkede milli şuur yok oluyorsa, o ülkenin çökme mahbubiyeti (mahkumiyeti) vardır' diyor. Bizim acilen milli şuuru ve eğitimi canlandırmamız gerekiyor."
Muhabir: Atilla ŞAKACI