Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı alması gereken hayati önlemleri maddeler halinde sıraladı. Kentlerin depreme dirençli hale getirilmesi için yapısal bir dönüşümün şart olduğunu vurgulayan Görür, "Kentsel dönüşüm tek başına depreme hazırlık değildir" uyarısında bulundu.
Deprem konusundaki akademik çalışmaları ve saha araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı "Deprem Dirençli Yerleşim Alanları" başlıklı manifestosu ile Türkiye'nin afet yönetimindeki eksikliklerini ve çözüm yollarını masaya yatırdı. Görür’ün sunduğu bu 7 maddelik plan, sadece binaların güçlendirilmesini değil, bir kentin tüm bileşenleriyle afete hazırlanmasını kapsıyor.
AFET BAKANLIĞI: KURUMSAL İRADE ŞART
Prof. Dr. Naci Görür’ün önerdiği eylem planının ilk ve en kritik maddesi, afet yönetiminde sürekliliği sağlayacak kurumsal bir yapının kurulmasıdır. Görür, Türkiye'de depremle mücadelenin daha profesyonel, siyaset üstü ve kalıcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Bu doğrultuda;
-
Kurumsal Yapılanma: İlk adım olarak doğrudan bir "Afet Bakanlığı" kurulması gerektiğini ifade ediyor.
-
Teşkilatlanma ve Kaynak: Kurulacak bu bakanlığın sadece bir isimden ibaret kalmayıp, kendi teşkilatlanmasını tamamlaması ve en önemlisi yeterli bütçeye sahip olması gerektiğini vurguluyor.
-
Saha Denetimi: Bakanlığın, özellikle aktif deprem zonlarında yer alan şehirlerde planlı ve sürekli bir çalışma disiplinine başlaması gerektiğini belirtiyor.
BİLİMSEL VERİYE DAYALI MİKRO-BÖLGELEME
Görür, bir kentin deprem direncini artırmanın ilk bilimsel şartı olarak "mikro-bölgeleme" çalışmalarını işaret ediyor. Mikro-bölgeleme, bir yerleşim alanının jeolojik yapısının, yerel zemin koşullarının ve olası sarsıntı etkilerinin santim santim haritalandırılması anlamına geliyor. Bu çalışmalar yapılmadan inşa edilen her yapının, deprem anında büyük risk taşıdığına dikkat çekiyor.
BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM: KENTİN TÜM BİLEŞENLERİ
Prof. Dr. Naci Görür, depremle mücadelenin sadece inşaat faaliyetlerine indirgenmesini hatalı buluyor. Görür'e göre bir kentin depreme hazırlanması süreci, kenti bir organizma gibi ele almayı gerektiriyor. Bu bağlamda:
-
Doğal Bileşenler: Zemin, jeoloji ve jeofizik gibi doğa kaynaklı unsurların detaylıca incelenmesi gerektiğini belirtiyor.
-
Sosyal ve Yapısal Bileşenler: Kentin yönetim mekanizması, halkın deprem bilinci, altyapı şebekeleri, mevcut yapı stoğunun durumu, ekosistem dengesi ve kentin ekonomik gücünün bir bütün halinde depreme uyumlu hale getirilmesi şart koşuluyor.
KENTSEL DÖNÜŞÜM BİR "İSTİSNA" DEĞİLDİR
Naci Görür’ün en dikkat çekici eleştirilerinden biri kentsel dönüşüm üzerinedir. Görür, kentsel dönüşümün Türkiye'de sadece "yık-yap" modeliyle ilerlediğini savunuyor. Ona göre sadece yeni binalar inşa etmek, bir kenti depreme hazır hale getirmek için asla yeterli değildir. "Yalnız ev yaparak bir kentte yaşanmaz" diyen Görür, kentin sosyal ve altyapısal dokusunun da bu süreçle birlikte evrilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
ZAMANLAMA VE STRATEJİK SABIR
Deprem hazırlığının "popülist" yaklaşımlarla 3-5 yıla sığdırılamayacağını ifade eden Görür, gerçekçi bir takvimin en az 15-20 yıllık bir süreci kapsayacağını belirtiyor. Bu süreçte kararlılıkla devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Görür, bilim insanlarının uzun süredir dile getirdiği hazırlık sürecinin ihmal edilmesinin bedellerine dair uyarılarını sürdürüyor. Son olarak, hazırlıksız yakalanan toplumların düşebileceği durumu hatırlatmak adına "VENEZÜELA’YI unutmayın" uyarısında bulunuyor.
Kaynak: HABER MERKEZİ




