CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Türkiye'de giderek büyüyen gıda güvenliği sorunlarının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kapsamlı bir araştırma önergesi sundu. Vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasının her geçen gün daha da zorlaştığını belirten Öztunç, taklit ve tağşiş ürünlerden pestisit kalıntılarına, kayıt dışı üretimden yüksek gıda enflasyonuna kadar birçok başlığın bilimsel veriler ışığında incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Öztunç tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan önergede, uluslararası iyi uygulama örneklerinin incelenmesi, mevcut denetim sistemlerinin değerlendirilmesi ve yeni yasal düzenlemelerin hazırlanabilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talep edildi.
GÜVENİLİR GIDAYA ERİŞİM ARTIK EN ÖNEMLİ HALK SAĞLIĞI SORUNLARINDAN BİRİ
Araştırma önergesinin gerekçesinde, güvenilir gıdaya ulaşmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda doğrudan halk sağlığını ilgilendiren temel bir konu olduğuna dikkat çekildi. Son yıllarda artan gıda fiyatlarıyla birlikte vatandaşların daha düşük maliyetli ürünlere yönelmek zorunda kaldığı belirtilirken, bu durumun denetimsiz ve kayıt dışı üretimi de teşvik ettiği vurgulandı.
Önergede, sahte ve içeriği değiştirilmiş ürünlerin piyasadaki varlığının tüketici güvenini zedelediği, tarımsal üretimde kullanılan kimyasalların ise insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğu ifade edildi.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ VERİLERİ ENDİŞE VERİYOR
Öztunç'un önergesinde, Dünya Sağlık Örgütü'nün yayımladığı güncel verilere de yer verildi. Rapora göre güvenli olmayan gıdalar nedeniyle dünyada her yıl yüz milyonlarca kişi çeşitli hastalıklara yakalanırken yaklaşık 1,5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Özellikle 5 yaş altındaki çocukların gıda kaynaklı hastalıklara karşı çok daha yüksek risk altında bulunduğu belirtildi.
Bu tabloya dikkat çeken Öztunç, Türkiye'nin de gıda güvenliği konusunda daha güçlü ve sürdürülebilir politikalar geliştirmesi gerektiğini savundu.
TAKLİT VE TAĞŞİŞ ÜRÜNLER VATANDAŞIN GÜVENİNİ SARSIYOR
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirli aralıklarla açıklanan taklit ve tağşiş listelerinin sorunun büyüklüğünü gözler önüne serdiğine işaret edilen önergede, mevcut denetim mekanizmalarının etkinliğinin kamuoyunda tartışılmaya devam ettiği ifade edildi.
Laboratuvar altyapısının geliştirilmesi, izlenebilirlik sistemlerinin güçlendirilmesi ve cezai yaptırımların caydırıcılığının artırılması gerektiği vurgulanan metinde, tüketicinin satın aldığı ürünün güvenilir olduğundan emin olabilmesinin temel bir hak olduğu kaydedildi.
PESTİSİT KALINTILARI VE KİMYASAL RİSKLER YENİDEN GÜNDEMDE
Önergede, tarımda kullanılan pestisitler ile veteriner ilaç kalıntılarının insan sağlığı üzerindeki etkilerine de geniş yer verildi.
Dünya genelinde her yıl milyonlarca ton pestisit kullanıldığına dikkat çekilirken, sofralara ulaşan birçok tarım ürününün üretim sürecinde çok sayıda kimyasal uygulamaya maruz kaldığı belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yüksek risk grubunda değerlendirilen bazı etken maddelerin Türkiye'de kullanılmaya devam etmesinin de ayrıca araştırılması gerektiği ifade edildi.
Ağır metal kalıntıları, kimyasal bulaşmalar ve çevresel kirleticilerin hem insan sağlığını hem de ekosistemi tehdit ettiği değerlendirmesi de önergenin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
ÇOCUKLAR VE KRONİK HASTALAR İÇİN RİSK DAHA BÜYÜK
Ali Öztunç, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıklarla mücadele eden bireylerin güvenilir gıdaya erişiminin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Yetersiz ve sağlıksız beslenmenin yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin fiziksel ve zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebileceğini belirten Öztunç, ekonomik şartların vatandaşları düşük kaliteli ve denetimsiz ürünlere yöneltmesinin uzun vadede toplum sağlığı açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
GIDA ZİNCİRİNİN TAMAMI İNCELENSİN ÇAĞRISI
Araştırma önergesinde, güvenli gıdanın yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı olmadığına vurgu yapıldı.
Tarımsal üretimden hasada, depolamadan lojistiğe, işleme tesislerinden market raflarına ve tüketiciye ulaşıncaya kadar geçen tüm sürecin "çiftlikten sofraya" anlayışıyla değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Bu kapsamda üretim zincirindeki eksikliklerin, hijyen standartlarının, depolama koşullarının ve taşımacılık süreçlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiği ifade edildi.
ÇİFTÇİ KAZANAMIYOR, TÜKETİCİ PAHALIYA ALIYOR
Önergede dikkat çekilen bir diğer konu ise tarımsal üretim ile tüketici arasındaki fiyat farkı oldu.
Aracı mekanizmaların oluşturduğu maliyet nedeniyle tüketicinin yüksek fiyat ödediği, buna rağmen üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı belirtilirken, bu yapının hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediği kaydedildi.
Ayrıca iklim değişikliği, kuraklık, seller, sera gazı salımları ve gıda lojistiğinden kaynaklanan çevresel etkilerin de gıda güvenliği politikalarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.
Kaynak: Haber merkezi




