Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Tıp Fakültesi, sağlık alanında kritik bir organizasyona ev sahipliği yaptı. KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "Nadir Hastalıklar Sempozyumu", üniversite yönetimi, akademisyenler ve öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Program, toplum sağlığını doğrudan etkileyen ancak üzerinde yeterince farkındalık oluşturulması gereken nadir hastalıklar konusunu uzman isimlerle mercek altına aldı.

REKTÖR OKUMUŞ: "ÜNİVERSİTELER BİLİMSEL ÇÖZÜM MERKEZLERİDİR"
Sempozyumun açılışında konuşan KSÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, üniversitelerin misyonunun sadece eğitim vermekle sınırlı olmadığını hatırlattı. Rektör Okumuş, "Üniversitelerimiz, toplumsal sağlık sorunlarına yönelik bilimsel çözümler üreten merkezlerdir. Nadir hastalıklar konusunda yürütülen akademik çalışmalar, hastalarımızın tedavi süreçleri ve erken tanı adına büyük önem taşımaktadır" dedi.
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hafize Öksüz ise multidisipliner yaklaşımın bu hastalıklarla mücadelede temel anahtar olduğuna dikkat çekti.

8 BİN FARKLI HASTALIK VE GENETİK KÖKEN
Sempozyumun ilk oturumunda konuşan Prof. Dr. Cengiz Dilber, çarpıcı verileri paylaştı. Dünya genelinde yaklaşık 8 bin nadir hastalık tanımlandığını belirten Dilber, bu vakaların büyük çoğunluğunun genetik kökenli olduğunu ve ne yazık ki yüzde 70 oranında çocukluk çağında ortaya çıktığını ifade etti. Erken tanının, genetik analizlerin ve koruyucu sağlık hizmetlerinin bu noktada hayati bir bariyer oluşturduğunu vurguladı.

UZMANLARDAN TEKNİK SUNUMLAR
Program kapsamında birçok branştan uzman, kendi alanlarına dair güncel verileri paylaştı:
-
Pediatrik Yaklaşımlar: Prof. Dr. Cengiz Dilber (Nörolojik) ve Uzm. Dr. Funda Bostancı (Metabolik) hastalıklar üzerine sunumlar gerçekleştirdi.
-
Tanıda Biyokimya ve Genetik: Prof. Dr. Metin Kılınç biyokimyasal yaklaşımları anlatırken, Uzm. Dr. Büşra Yeninarcılar tanı sürecinde genetiğin rolünü açıkladı.
-
Endokrin ve Romatoloji: Prof. Dr. Dilek Tüzün ve Doç. Dr. Fatih Yıldız, kendi dallarındaki nadir vaka örneklerini ve tedavi yöntemlerini katılımcılara aktardı.
"ÖNLEYİCİ YAKLAŞIMLAR İLE MÜCADELE EDİYORUZ"
Sempozyumda Türkiye'nin de üye olduğu Avrupa nadir hastalıklar ağının çalışmaları ve TÜSEB verileri üzerinden güncel durum değerlendirildi. Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında; Yenidoğan Tarama Programı, evlilik öncesi genetik taramalar ve preimplantasyon genetik tanı yöntemlerinin, hastalıkların kontrol altına alınmasında en güçlü araçlar olduğu vurgulandı.
Bilimsel oturumların sonunda yapılan değerlendirmelerde, nadir hastalıklara yönelik geliştirilecek her yeni tedavi yönteminin hem hasta yakınlarının yaşam kalitesini artıracağı hem de sağlık sisteminin üzerindeki ekonomik yükü hafifleteceği ifade edildi.

Kaynak: KSÜ



