Ağıt, yalnızca ölüm ve yasla sınırlı olmayan; halkın sosyal olaylara, duygulara, acılara, öfkelere ve hatta gündelik sıkıntılara karşı verdiği duygusal bir refleks olarak yüzyıllardır yaşamaya devam ediyor. Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesi ve köylerinden derlenen bazı ağıtlar, yöre insanının başına gelen olağandışı olaylara karşı geliştirdiği mizahi, ironik ve yer yer sert söylemi ortaya koyuyor.
SARI KARINCA İSTİLASINA YAKILAN AĞIT
1930’lu yıllarda Andırın’ın Boztopraklı köyünü istila eden çekirge türü "sarı karınca" köyde büyük zarara yol açar. Tarlalar kurur, hayvanlara yem kalmaz. Köylülerden biri, çaresizlik içinde aşağıdaki ağıdı yakar:
Garınca geldi de kondu yazıya,
Ot gumadı goyun ile guzuya,
Arpa buğday senin, değme mazıya,
Dinimin düşmanı sarı garınca.
Bu ağıt, halkın doğal afet niteliğindeki bir olay karşısında geliştirdiği şiirsel bir protesto biçimi olarak değerlendirilir. Ağıt, doğrudan doğaya değil, onu bu hale getiren "düşman" gibi kişileştirilen çekirgeye yöneltilmiştir.
KISKANÇLIK VE KADIN SESİ: ÜÇÜNCÜ GELİNE TEPKİ
Parmaksızlar köyünden bir başka ağıtta ise İsmail Efendi’nin üçüncü evliliği, birinci eşi Hasibe Hatun tarafından alaycı ve sitemkâr bir dille eleştirilir:
Bozguyu’dan gelin geldi,
Kadirli zarkadak durdu,
İki avrad yedi çocuk,
Aman bu herif gudurdu.
Bu dizeler sadece aile içi huzursuzluğu değil, aynı zamanda köy yaşamında kadınların duygularını açıkça dile getirdikleri nadir alanlardan biri olarak dikkat çeker.
Bu tür ağıtlar hem beddua hem de yas olarak değerlendirilir. Ağıt, bireysel bir ağıt değil, toplumun ortak vicdanının ifadesidir.
SONUÇ: AĞITLAR SADECE AĞLAMAK DEĞİL, ANLATMAKTIR
Bu örneklerden anlaşıldığı üzere, Kahramanmaraş yöresinde ağıtlar yalnızca yas değil; yaşanmışlık, tepki, eleştiri, protesto, mizah ve ironiyle örülü bir halk dili ürünüdür. Bu yönüyle ağıt, fıkrayla da yer yer iç içe geçmiş, gülünçle acıyı, hafiflikle derinliği aynı satırlarda barındırmıştır.
Muhabir: MÜCAHİT KIR




