Artçı Depremlerden Önce Dikkat Çeken Anomali
Araştırma kapsamında Hatay’da bulunan Tahtaköprü Kaplıcası ve Hamamat Kaplıcaları’ndaki termal sular analiz edildi.
Nisan ve mayıs aylarında meydana gelen 4.9 ve 4.3 büyüklüğündeki artçı sarsıntılardan hemen önce radon gazı seviyelerinin normal değerlerin yaklaşık 5 katına kadar çıktığı belirlendi. Depremlerin ardından ise ölçümlerde keskin bir düşüş yaşandığı kaydedildi.
Prof. Dr. Erdoğan, fay hatlarında biriken gerilimin yer kabuğunda çatlaklar oluşturduğunu, bu süreçte açığa çıkan radon gazının yer altı sularına karışarak ani yükselişlere yol açtığını ifade etti. Elde edilen verilerin, gelecekte deprem tahmin çalışmalarında önemli bir parametre olarak değerlendirilebileceği belirtildi.
Radon Gazı Halk Sağlığı İçin de Risk Taşıyor
Uzmanlar, radon gazının yalnızca deprem göstergesi olarak değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Doğal uranyumun parçalanması sonucu oluşan radyoaktif bir gaz olan radon, özellikle binaların bodrum ve zemin katlarında birikebiliyor. Havadan daha ağır olan gaz, toz partiküllerine tutunarak solunum yoluyla akciğerlere ulaşıyor ve yaydığı radyasyon nedeniyle hücre DNA’sında hasara yol açabiliyor.
Bilimsel çalışmalara göre radon, sigaradan sonra dünyada akciğer kanserinin en önemli ikinci nedeni olarak kabul ediliyor.
Düzenli Ölçüm Çağrısı
Bilim insanları, deprem riski yüksek bölgelerde radon ölçümlerinin sistematik ve düzenli şekilde yapılmasının hem erken uyarı mekanizmaları hem de halk sağlığının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.
Deprem bölgesinde elde edilen bu son bulgular, yer altı hareketliliğinin izlenmesinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.





