İzmir’de yaşayan model ve içerik üreticisi Melis Çabas, annesiyle aynı dönemde meme kanserine yakalanmasıyla kamuoyunun dikkatini çekmişti. Zorlu bir tedavi süreci geçiren Çabas, hem sağlık mücadelesi hem de sosyal medya paylaşımlarıyla birçok kişiye ilham verdi. Meme kanseriyle verdiği mücadeleyi kazanarak hastalığı yendiğini açıklayan genç model, yeniden gündeme geldi. Yaşadığı süreci açık şekilde paylaşması, özellikle erken teşhisin önemine dikkat çekmesi ve sanatla iyileşme sürecini desteklemesi nedeniyle Melis Çabas’ın hayatı ve kariyeri birçok kişi tarafından merak ediliyor.
MELİS ÇABAS KİMDİR?
Melis Çabas, İzmir’de yaşayan model, sanatçı ve sosyal medya içerik üreticisidir. 1990’lı yılların başında doğduğu tahmin edilen Çabas, modellik çalışmalarının yanı sıra sosyal medya platformlarında ürettiği içeriklerle de tanınmaktadır.
Instagram’da “meliscabass” kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan Melis Çabas, özellikle yaşam tarzı, sanat ve sağlık temalı içerikleriyle takipçileriyle iletişim kuruyor. Sosyal medya profilinde kendisini “kanser savaşçısı, içerik üreticisi, sanatçı ve model” olarak tanımlayan Çabas, özellikle hastalık sürecinde yaptığı paylaşımlarla birçok kişiye umut vermeyi amaçladı.
Yaşadığı deneyimleri açık bir şekilde anlatan genç model, kanserle mücadele eden kişilere moral vermek ve farkındalık oluşturmak için sosyal medyayı aktif şekilde kullanmaya devam ediyor.
MELİS ÇABAS’IN KANSERLE MÜCADELE SÜRECİ
Melis Çabas’ın kanserle mücadelesi 2024 yılının başlarında başladı. Kendi kendine yaptığı kontrol sırasında göğsünde bir kitle fark eden Çabas, farklı doktorlara başvurdu. İlk kontrollerde ciddi bir sorun tespit edilemedi ancak daha sonra ortaya çıkan kanlı akıntı üzerine detaylı tetkikler yapıldı.
Yapılan incelemeler sonucunda Nisan 2025’te Çabas’a meme kanseri teşhisi konuldu. Hastalığın ikinci evrede olduğu ve lenf bezlerine sıçradığı belirlendi. Bu gelişmenin ardından genç model için tedavi süreci hızla başladı.
Melis Çabas, 17 Haziran’da ameliyat oldu ve ardından kemoterapi tedavisine başladı. Bu süreçte hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorlu bir dönem geçiren Çabas, moralini yüksek tutmak için sosyal medya paylaşımlarını sürdürdü ve yaşadığı süreci takipçileriyle paylaşmaya devam etti.
ANNE VE KIZ AYNI ANDA KANSERE YAKALANDI
Melis Çabas’ın yaşadığı mücadeleye kamuoyunun dikkatini çeken en önemli gelişmelerden biri ise annesi Asuman Uç’un da aynı dönemde meme kanserine yakalanması oldu. Çabas’ın kemoterapiye başlamasına bir gün kala annesine de aynı hastalığın teşhisi konuldu.
Anne ve kız, aynı hastanede tedavi görerek bu zorlu süreci birlikte geçirdi. Melis Çabas, bu durumun kendileri için psikolojik açıdan hem zorlayıcı hem de güç verici olduğunu dile getirdi. Birbirlerine destek olarak tedavi sürecini daha güçlü şekilde atlatmaya çalıştıklarını ifade etti.
Anne ve kızın aynı anda kanserle mücadele etmesi, kamuoyunda dikkat çeken bir hikâye haline geldi. Çabas’ın paylaşımları, özellikle aile desteğinin hastalık sürecindeki önemine dair önemli bir örnek olarak gösterildi.
SANATLA GELEN MORAL VE YENİ HAYAT
Tedavi süreci boyunca moralini yüksek tutmaya çalışan Melis Çabas, sanata yönelerek kendisi için yeni bir terapi yöntemi geliştirdi. Annesiyle birlikte evde yağlı boya tablolar yapmaya başlayan genç model, resim yapmanın kendileri için adeta bir terapiye dönüştüğünü ifade etti.
Hastanede olmadığı günlerde modellik çalışmalarını da sürdüren Çabas, aynı zamanda sosyal medya üzerinden kanser konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen içerikler paylaşmaya devam ediyor. Yaklaşık 5 bin takipçiye sahip olan genç model, özellikle erken teşhisin önemine dikkat çekiyor.
Ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin genetik test yaptırmasının önemine de değinen Çabas, hastalığın yalnızca tıbbi değil aynı zamanda psikolojik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Kanseri yendiğini açıklayan Melis Çabas, bundan sonraki süreçte modellik, sanat ve içerik üretimi alanlarında daha aktif olmayı hedeflediğini belirtiyor. Genç modelin hikâyesi, hem anne-kızın birlikte verdiği mücadele hem de sanatın iyileştirici gücü nedeniyle birçok kişi için ilham verici bir örnek olarak gösteriliyor.





