Meliha Küçükönder'in YouTube kanalında yayınlanan programda, “Anne ve babanın kaderimizdeki yeri nedir?” sorusu ele alındı. Programın konuğu yaşam koçu, öğretmen ve Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı sanatçı Perihan Uğurlu oldu. Sohbette özellikle çocukluk döneminde anne ve babadan öğrenilen davranışların, kişinin kendisi ve çevresi hakkındaki algısını nasıl şekillendirebildiği üzerinde duruldu.

“İlk öğreticilerimiz anne ve babamız”

Programda insanın dünyaya geldiği andan itibaren çevresinden çeşitli mesajlar aldığı belirtilirken, çocuğun hayatındaki ilk öğreticilerin anne ve babası olduğu ifade edildi. Perihan Uğurlu, çocukların anne ve babalarının söyledikleri, yaptıkları ve davranışları üzerinden çeşitli anlamlar oluşturabildiğini belirterek, bu deneyimlerin ilerleyen yıllarda kişinin yaşamını etkileyebilecek düşünce kalıplarına dönüşebileceğini anlattı. Uğurlu'ya göre çocuklukta yaşanan bazı olaylar o an için sıradan görünse de ilerleyen dönemlerde kişinin verdiği tepkiler üzerinden yeniden kendisini gösterebiliyor. Özellikle değersizlik, öfke, kırgınlık, kaygı veya üzüntü gibi duyguların ortaya çıktığı durumlarda geçmişten gelen bazı düşünce kalıplarının fark edilebileceği dile getirildi.

Anne ve babaya yüklenen anlamlara dikkat çekildi

Programın dikkat çeken bölümlerinden birinde, kişinin anne ve babası hakkında yaptığı tanımların kendi karakter algısıyla ilişkilendirilebileceği görüşü ele alındı. Örneğin babanın sert, otoriter veya duygularını göstermeyen biri olarak tanımlanmasının, çocuk tarafından zaman içerisinde “Ben de sert biriyim” şeklinde içselleştirilebileceği ifade edildi. Benzer şekilde annenin kendisine zaman ayırmayan, sürekli fedakarlık yapan veya mutlu olmakta zorlanan biri olarak görülmesinin de çocuk üzerinde çeşitli algılar oluşturabileceği belirtildi. Programda bu tür tanımların yalnızca anne ve babayı tarif etmekle kalmayıp kişinin kendisine ilişkin düşüncelerini de etkileyebileceği savunuldu.

“Hep aynı şey benim başıma geliyor” düşüncesine farklı bakış

Sohbette insanların zaman zaman hayatlarında benzer olayların tekrarlandığını düşündükleri ve “Bu hep benim başıma geliyor” şeklinde ifadeler kullandıkları hatırlatıldı. Perihan Uğurlu, bu tekrarların kişinin geçmişte oluşturduğu düşünce kalıplarıyla bağlantılı olabileceğini ileri sürdü. Bu yaklaşımda kişinin karşılaştığı olayların, kendisinde bulunan bazı düşünce ve davranış biçimlerini fark etmesine yardımcı olabileceği ifade edildi. Ancak burada asıl önemli noktanın, kişinin yaşadığı olayları fark ederek kendi iç dünyasını sorgulamaya başlaması olduğu vurgulandı.

Aileden gelen kalıplar nasıl fark edilebilir?

Programda, anne ve babayla ilgili düşüncelerin yazıya dökülmesinin bir farkındalık çalışması olarak kullanılabileceği anlatıldı. Uğurlu, kişinin öncelikle annesi hakkındaki düşüncelerini ayrı bir kağıda, babası hakkındaki düşüncelerini ise başka bir kağıda yazmasını önerdi.

Meridyen terapi nedir? Nergiz Kutsal anlattı: Bedenin görünmeyen haritası
Meridyen terapi nedir? Nergiz Kutsal anlattı: Bedenin görünmeyen haritası
İçeriği Görüntüle

Bununla birlikte;

  • Annenin davranışları,
  • Babanın davranışları,
  • Anne ve babanın birbirlerine karşı tutumları,
  • Çocukluk döneminde duyulan sözler,
  • Aile içerisinde sık tekrarlanan davranışlar,
  • Anne ve babaya ilişkin olumlu veya olumsuz tanımlar

gibi unsurların da not edilebileceği belirtildi. Uğurlu, çalışmanın yalnızca tek seferde yapılması yerine akla gelen düşüncelerin zaman içerisinde yazılmasının kişinin geçmişten gelen algıları daha net görmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

“Kodları fark etmek ilk adım”

Programda kullanılan “kod” kavramıyla, kişinin çocukluk ve yaşam deneyimleri sonucunda kendisiyle veya çevresiyle ilgili oluşturduğu kalıplaşmış düşünceler kastedildi. Uğurlu, kişinin bu kalıpları fark etmesinin dönüşüm açısından önemli olduğunu savundu. Sohbette, geçmişte oluşturulan tanımların kişinin bugününü yönetmesine izin vermek yerine bunların fark edilmesi ve kişinin kendi seçimlerini daha bilinçli şekilde yapması gerektiği vurgulandı.

“İyi bir insanım” demekle iyilik yapmayı seçmek aynı şey değil

Programın dikkat çeken örneklerinden biri de “iyi insan olmak” üzerinden verildi. Uğurlu, kişinin kendisi için “Ben iyi bir insanım” şeklinde kesin bir tanım oluşturmasıyla, karşısına çıkan bir durumda “İyilik yapmayı seçiyorum” demesinin aynı anlama gelmediğini belirtti. Bu ayrım üzerinden, kişinin kendisini belirli bir kimliğe hapsetmek yerine davranışlarını bir seçim olarak değerlendirmesinin daha özgürleştirici olabileceği anlatıldı. Aynı yaklaşım öğretmenlik üzerinden de örneklendirildi. “Ben öğretmenim” tanımının kişinin çevresindeki herkesi sürekli öğretmeye veya kendisine ihtiyaç duyulan durumlara çekmesine neden olabileceği ifade edilirken, “Öğretmeyi seçiyorum” yaklaşımının farklı bir bakış açısı sunduğu belirtildi.

Geçmişi fark etmek, sorumluluk almak olarak değerlendirildi

Sohbette kişinin yaşadığı duygusal durumların sorumluluğunu üstlenmesinin önemli olduğu ifade edildi. Burada sorumluluk almak, yaşanan her olaydan kişinin kendisini suçlaması anlamında değil; kişinin kendi tepkilerini, düşüncelerini ve davranışlarını fark etmesi açısından ele alındı. Programda, geçmişte edinilen kalıpların fark edilmesiyle kişinin bunları bugün de sürdürmek zorunda olmadığını görebileceği görüşü paylaşıldı.

Anne ve baba üzerinden “dişil ve eril” yaklaşımı

Programda ayrıca anne ve baba figürleri, konuşmacının kullandığı ruhsal yaklaşım çerçevesinde “dişil” ve “eril” yönlerle ilişkilendirildi. Uğurlu, anneye yüklenen anlamların kişinin dişil yönüyle, babaya yüklenen anlamların ise eril yönüyle bağlantılı olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Bu yaklaşımda kişinin hem dişil hem de eril özellikler taşıdığı, anne ve babaya ilişkin algıların da kişinin kendisi hakkındaki değerlendirmelerini etkileyebileceği savunuldu.

“Doğduğun ev kaderindir” sözü programda ele alındı

Programın bir başka bölümünde, “Doğduğun ev kaderindir” ve “Doğduğun coğrafya kaderindir” ifadeleri üzerine konuşuldu. Uğurlu, insanın dünyaya geldiği aileyi, coğrafyayı ve çevreyi kendi yaşam hikayesinin bir parçası olarak değerlendiren bir bakış açısını anlattı. Buna göre kişinin doğduğu aile ve çevrede edindiği deneyimler, hayatını anlamlandırma biçiminde önemli bir yere sahip olabilir. Sohbette amaç, geçmişte yaşananları değiştirmekten ziyade kişinin bunların kendi üzerindeki etkisini fark etmesi ve hayatındaki tekrarları sorgulayabilmesi olarak ortaya konuldu.

Aile ilişkilerinde farkındalık vurgusu

Yaklaşık 34 dakikalık program boyunca anne-baba ilişkisi, çocukluk deneyimleri, aileden öğrenilen davranışlar ve kişinin kendisine yüklediği anlamlar farklı örnekler üzerinden değerlendirildi. Konuşmada geçmişin kişinin hayatında önemli bir iz bırakabileceği ifade edilirken, bu izlerin fark edilmesinin kişinin kendisini tanıma sürecinde önemli bir adım olabileceği görüşü öne çıktı. Programın sonunda Perihan Uğurlu, ilerleyen bölümlerde veli ve öğrenci ilişkileri üzerine de bir sohbet gerçekleştirmek istediklerini belirtti. Uğurlu ayrıca yaşam koçluğu çalışmalarının yanı sıra aile dizimi alanında da çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Aile bağlarını anlamak neden önemli?

Programda ortaya konulan yaklaşımın merkezinde, kişinin kendisini anlamaya çalışırken ailesiyle olan ilişkisine de bakması gerektiği düşüncesi yer aldı. Anne ve babayla ilgili çocukluk döneminden taşınan düşüncelerin, kişinin kendisi ve çevresiyle kurduğu ilişkilerde nasıl bir karşılık bulduğunu sorgulamak, bireyin kendi davranışlarını değerlendirmesine yardımcı olabilir. Sohbette verilen mesajlardan biri de geçmişte öğrenilmiş bir davranışın veya düşüncenin hayat boyunca değişmeden devam etmek zorunda olmadığı oldu.

Bu kapsamda aileyi anlamak, geçmişi sorgulamak ve kişinin kendi seçimlerinin farkına varması, programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Not: Haberde aktarılan “bilinçaltı kodları”, “kader”, “eril-dişil enerji” ve benzeri açıklamalar programda konuşmacıların ortaya koyduğu kişisel/ruhsal yaklaşımlardır; bilimsel olarak kesinleşmiş gerçekler olarak değerlendirilmemelidir.

Muhabir: YASEMİN ÇOLAK