Geçmiş yıllarda başlayan, hedefi insan iradesini teslim almak olan Yeni Dünya Düzeni hakkında herkes bir şey söylüyor. Ne güzel, insanların farklı şeyler söylemesi. Ancak, kimileri de gelecekten haber veriyor, adına da ön görü diyorlar. Eskiden tahmin derdik ya işte öyle bir şey. Ancak tahminden esneklik vardı, söylediklerininiz olabilme ihtimali de var, olmama ihtimali de söz konusuydu. Hava tahmin raporları gibi, şimdi öngörü biraz farklı, olacakmış gibi ‘kesin’ ifadeler kullanılıyor.

Mesele eğitim sistemi uzaktan eğitim ile devam edilecek deniyor. Dijital Eğitim yani, Çin’de şu anda uygulamaya geçilen bu sistemin aynısının uygulanacağı iddia ediliyor. Olabilir mi? Bence de o yöne doğru bir kıvrım yapıldı.

Dün okuduğum bir makalede “Artık eğitim okula sığmıyor. Zamandan ve mekândan bağımsız eğitimi konuşmak durumundayız. Artık eğitim hibrit olacaktır” diye bir yaklaşım okuyunca ben de bu konuyu yazmaya karar verdim. Yıllardır hayranı olduğum ve içinizden birilerinin de okuduğunu bildiğim ama birçok klasik eğitimcinin karşı çıktığı John Taylor Gatto ve büyük üstat Paulo Freire’nin “Eğitim okuldan büyüktür. Eğitimi okula sığdıramazsınız” tanımlamaları bugünlerde hayat buluyor. Benim kafamdaki en önemli soru şu; pandemi sonrası bizler cesaretimizi toplayıp bu döneminin bize kazandırdığı yenilikleri eğitimde uygulayabilecek miyiz?

GÜZEL BİR SORU

Yeni Şafak Gazetesi Yazarlarından Turgay Polat’ın kaleme aldığı bu yazıda soru ilginç geldi. Ne diyor yazar tekrar yazalım.”Pandemi sonrası bizler cesaretimizi toplayıp, bu döneminin bize kazandırdığı yenilikleri eğitimde uygulayabilecek miyiz? Bu soru ile ilgili kendi değerlendirmeme geçecektim ama yazarın düşüncelerini sizlerle paylaşmaya devam etmek gerektiğini düşündüğüm için karşı cevap yazmaya bir sonrası yazıma bırakmanın daha doğru olacağını düşündüm. Polat kardeşimiz devam ediyor: “Bahsetmeye çalıştığım durum tam olarak okulun öğretim merkezi değil bir yaşam alanına dönüşmesi gerektiğidir. Bunu biraz daha açmaya çalışayım. Eğer bize yüzyıllardır söylendiği gibi “okul olmadan eğitim olmaz” kavramı doğru olsaydı bugün birçok farklı kaynak kullanılarak yapılabilen öğretim olmazdı. Ama öğretim devam ediyor. Demek ki okulu ve onun fiziki varlığı tanımında yer alan okul; öğretim merkezi, ders yapılan yer veya çocuklarımızın sürekli gidip geldikleri bir formal yapıdır anlayışından çıkarıp yaşam alanına dönüştürme şansımız var. İşte Bali’de Green Scholl veya Norveç’in duvarsız okulları hatta biraz daha çizgiyi aşağıda tutup İsveç’in Life Scholl’larına bakmanızı tavsiye ediyorum…”

HAKLILIK PAYI YÜKSEK AMA

Şu an uzaktan eğitim sistemi yavaş yavaş oturuyor, yapay zekanın devreye girmesi ve dijital eğitimin alt yapısı tamamlandıktan sonra bence kısa vadede okullar kapanmasa da, bir on yıl sonra okulların kapanacağını, eğitim ve öğretim anlayışının bugüne göre çok değişeceğini söyleyebilirim.

Çünkü milyonlarca eğitim çalışanı var, kurulacak sistem de bunları nereye koyacağız? Yetkilileri düşündüren birinci soru bu olsa gerek.

İsterseniz eski normal okul sistemin, bir hatırlayalım. Kuru tahtalardan yapılmış çocukları yan yana oturtup, 45 dakika sizi dinlemelerini istiyordunuz. Bu çocukluğumda bana da sıkıcı geldi, şimdiki çocuklara da dolayısı ile çocuklar okuldan pek de hoşlanmıyordu. Yani arkadaşları ile oyun oynamaktan başka (istisnalar hariç). İnanın Selçuklu, Osmanlı döneminde bile eğitim sistemi bu kadar sıkıcı olmamıştı, çünkü çocukların düşünceleri alınıyordu.

Yapılması gereken, çocuklar hayat boyu öğrenmeli, yanıldım eğitim almalı. Aldıkları eğitim ile kendi kabiliyetlerine, ilgi ve isteklerine uygun olmalı.

Polat kardeşimizin ifade ettiği gibi: “Sonuçta “okul” çok önemlidir. Ama bu ülkenin okulları ve eğitimcileri olarak çocuklarımıza karşı sorumluluğumuzu yerine getiremez haldeyiz. Çünkü okulun misyonu geleceği yönetecek, kendini keşfetmiş bireyler yetiştirmektir. Gelin bu fırsatı değerlendirelim Enver Yücel’in dediği gibi; “Geleceğimiz için tek çare eğitimdir. Ekmeğimiz, suyumuz her şeyimiz eğitimdir. Oradaki sorunları çözelim.”

Ancak veya ama diyerek çekincelerimi ve önerilerimi bir sonraki yazıma bırakayım. Kalın sağlıcakla.