Ahir zamanda ilmi elinde tutan, kuvveti de elinde tutar!” Bediüzzaman

Bizler bu ülkeyi seviyoruz, yaşımız yarım yüzyılı geçti, birçok şey gördük, tecrübe edindik. 40 yıl öğretmenlik, 35 yıl gazetecilik, televizyon ve radyo programcılığı, dergicilik yaptık. Yani hayat üniversitesini bitirdik. Derdimiz güzel vatanımıza katkı sağlamak bu bilinsin istiyorum.

Yazılarımda kimseyi kırmadan incitmeden sadece doğru yolu göstererek yazmaya devam ediyoruz. Rabbim inşallah! Bizleri yanlışa yönlendirmez, doğru bildiklerimizi de yazmayı nasip eder.

Dün üniversitelerin yeniden yapılandırılması gerektiği ile ilgili ilk yazımı yayınladım, bu gün yine yapılması gerekenleri yazacağız. Aslında, eğitim anasınıfından itibaren yapılandırılmalı. Yani temel eğitim bozuk olursa, üzerine yapılacak bina da bozuk olur, bozuk olmaz ise yamuk olur.

Şöyle ki, öncelikle üniversite alımlarında sadece öğrencinin akademik başarısına bakılmamalı. Örneğin, öğretmen olacak bir kişi de mutlak sabır gerekli. Çünkü öğrencilere, idareciye, veliye sabır etmek öyle kolay değil. Bilmem anlatabildim mi? Sonra her bir öğrencinin ilgi, istidat, kabiliyet, baskın zeka, karakter, kişilik özellikleri v.b üniversiteye yönlendirmede temel teşkil etmeli. Yani çocuklar daha ilkokuldan sonra alan yönlendirilmesi düşünülmeli. Siz balıklara kara da yaşa derseniz ve uçun derseniz uçamazlar. Aynı şekilde kara hayvanları da (istisna hariç) deniz içinde yaşayamazlar. Allah her bir ferdi ayrı ayrı yaratmış, üniversiteler hatta liseler bile bu ayrımı göz ardı etmemeli. Ayrıca herkes üniversiteyi bitirecek diye bir şey de yok, mutlak çıraklık üniversitesinin kapısı da yeniden açılmalı. Yani yavrularımız teorik ve pratik eğitimi birlikte yapmalı. Olur mu, olur yeter ki bağımsız düşünelim!

ÜNİVERSİTELERİN ÖNEMİ KAVRANMALI

“Eğitimin ve özellikle yükseköğretimin önemini tam olarak kavramadan, dünkü toplum ile bugünkü toplumun farkını anlamak ve yarın ki toplum halkında sağlıklı tahminlerde bulunmak mümkün değildir. Çünkü iyi yetişmiş gençlik bir millet için en büyük zenginliktir. Evet çağımız bilgi ve teknoloji çağı, evlerimizin önüne bu günlerdi internet hatları döşeniyor, yarın internet bedava olacak! Sevinelim mi, üzülelim mi? Bu döşenen internet niçin döşeniyor biliyor muyuz? Adam babasının hayrına bu işleri yapmaz, dertleri bize ulaşmak, adamlar bile derleyecekler… Neyse!

Evet üniversiteler bilgi fabrikaları olmalı. Buralarda elde edilen bilgiler toplumda kullanılmalı. Bilgisayar diliyle ifade edecek olursak, (rapordan yazıyorum, s.12) “Önümüzdeki yıllarda “giga”, sonra “tera”, sonra da “peta” teknolojiye ulaşılacağı tahmin edilmektedir. Bilim, bilimsel zihniyet ve bilgi üretimi olmadan teknolojide ve uygulama alanlarında ilerleme olmaz. Bilgi üretmeden, sadece teknoloji ithali yoluyla, milletler arasında devam eden baş döndürücü siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik yarışı sürdürmek ve medeniyetler yarışını veya medeniyetler savaşını kazanmak mümkün değildir! Unutmamak gerekir ki bilgiyi de ancak iyi yetiştirilmiş beyinler kullanabilir.

ÜNİVERSİTELERİMİZİN DÜNYADAKİ YERİ

“YÖK’ün web sayfasına göre 26 Ekim 2015 itibariyle Türkiye’de 193 üniversite var; bunların 76’sı vakıf. Vakıf deyince bizim hayır vakıfları aklınıza gelmesin, paralı okullar bunlar. Sayısal ilerleme çok iyi ancak aynı şeyi kaliteleri için söyleyemiyoruz. (s. 14)

Dünyada üniversiteler eğitim kalitesi açısından 13 farklı performansa göre başarı sıralamasına tabi tutuluyor, sonra da öğretim, araştırma, sitasyon, uluslararasılaşma, bilgi transferi baz alınarak 5 ayrı gurubu ayrılıyorlar. Uzatmayalım, bu ölçeklere göre Koç Üniversitesinin yeri 251-300 arası… Bu arada ilk 50’ye giren üniversiteler 1. Sınıf üniversite olarak değer buluyor… Buna göre bizim üniversitelerin durumu hiç de iç açıcı değil.

Dolayısı ile Türkiye’den en az 2-3 üniversiteyi biz 1. Sınıf üniversite haline getirme durumundayız. Toparlıyorum, çağdaş toplumda üniversitelerin 5 önemli görevi vardır. Bunlar eğitim-öğretim, araştırma, üretilen bilginin yaygınlaştırılması sağlamak, bilgi transferini gerçekleştirmek, yakın ve uzak çevreye, yani tüm topluma, hatta tüm evrene hizmet etmek olmalıdır.  İşte üniversiteleri neden yeniden yapılandırmamız gerektiğinin gerekçesidir. Bu yapılabilir mi? İstenirse evet. Çünkü sadece  ölüler değişmez!