Bu bayramda böyle geçti, malum evdeydik, tatsız ve tuzsuz bir bayram oldu; ne yapalım “bu da geçer ya hu!” diyerek teslim olduk kurallara!

Yani, bayramlar, düğünler, törenler, davetler, ziyaretler, gelenek ve göreneklerimiz vardı, toplum olarak kenetleniyorduk bir zamanlar, sonra fitne soktular içimize uzaklaştırdılar birbirimizden!

Şimdi de oyun içinde oyun kurarak, bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaştırıyorlar. Nasıl mı? Açayım.

Yeryüzünde bilinen 95 farklı kültür var ve bu kültürleri yok ede ede, şimdi 5 ana kültür kaldığını uzmanlar açıklıyor. Son hedef ne biliyor musunuz? İslam-Türk Kültürünü yok etmek için uğraşıyorlar, hani şu İslam’a fobi falan diyorlar ya…

Bu konuya neden girdim? Bayram günleri Türk Halk Müziği ve Sanat Müziği dinleme fırsatım oldu, hatta tek başına halay çektim, kimleri dinlemedim ki, Urfalı Kazancı Bedih Usta’dan tutunda Rahmetli Zeki Müren’e varana kadar, tek tek andım ve rahmet okudum. Çünkü, her birinin icra ettiği müzik parçalarının sözlerinde bir derinlik vardı. Bilmiyorum ama şimdi batı müziğine bir türlü içim ısınmadı.

Sonra bizim düğünlerimiz ne kadar güzeldi, yürekten. Davetlerimiz de yüzler güler, başlar okşanır, Allah razı olsun diye dua edilirdi…

Dostlar bu değerleri yavaş yavaş kaybediyoruz, farkında mısınız? Ne olur diyorum, dikkat edin. Çünkü bir toplum kendi kültürüyle vardır. Bir millet kime benzerse onlardandır(hadis); bunları söylememe gerek var mı bilmiyorum ama ayağımız altında kültürümüzü çekip alıyorlar. Özellikle aile müessesemizi dağıtıyorlar, tehlike büyük!

KÖKÜMÜZDEN KOPARACAKLAR

Yanılmıyorsam 5 bin yıllık bir tarihimiz var, belki da daha eski, bazı bilim adamları Hz. Nuh dönemine kadar uzatıyorlar. Evlerde, okullarda Türk ve İslam tarihi kısa bölümlerle öğretilse de çocuklarımız o kültürü benimseyip de öz kültürümüze yönelmiyor.

Bakınız, kültürümüzde gayri ahlaki hiçbir alışkanlık bulamazsınız, içki, kumar, uyuşturucu, aldatma v.b kötü alışkanlıklar yoktur ama gazetelerde bu tip haberler manşetlerden inmiyor.

Şu günlerde sosyal hastalıklardan bahsediyorsak, bu üzerimizde oynanan bir oyun yani batılılaşma hastalığının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Bu durum: “Türkiye'de de Müslümanların manevi bağlarının gevşemesi, gençlerin manevi şuurdan yoksun olması refah seviyesinin yükselmesi ile doğru orantılı olmuştur…”

Yani halk olarak bizimde bu konuda kusurumuz var. Örf ve adetlerimizi, yaşatmak adına bir gayretimiz olmadı. Ayağımız kayıverdi batıya doğru, hoşumuza gitti veya öyle olması istendi.

Yıllar önce okuduğum bir kitapta, yazar: “Bizi kültürümüzle vurdular!” demişti, inanmak istememiştim. Bu görüşü katılır veya katılmazsınız ama inanın bu konuda tehlike var, hatta büyük bir tehlike!

MİRAS YEDİ OLDUK

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu: “Kültür ihracı yoluyla yapılan psikolojik savaşın örneğini bugün bütün dünya yaşıyor. Birçok kültürler yok olmak üzereyken Amerika kültürü dünyada tek kültür olma yolunda…” diyerek şöyle bir gerçek ile dillendirmişti.

“Kültürel değişim projesinin bilinçli bir proje olduğunu ispat eden bir olay 1980’li yıllarda ülkemizde yaşandı. O tarihlerde Kültür Bakanı (Gökhan Maraş) Meclise, ABD filmlerinin kısıtlanması ve Türk filmlerinin teşvik edilmesi için bir yasa teklifi verdi. Bunun üzerine ABD Başkanı (G. Bush) bizzat telefonla T. Özal’ı arayarak yasa teklifinin Meclisten geri çekilmesini sağladı. Böylece Türkiye’de bol Amerikan filmi seyredilecek, ardından Amerikan hayranı insanların sayısı çoğalacak ve tabii olarak da para akışı ABD’ye gidecekti. Bugün ABD dünya nüfusunun %5’ini oluşturuyor ama dünya kaynaklarının %25’ini tüketiyor…”

Bunu bazen film, bazen dizi, bazen sosyal medya ile başarıyorlar ama çoğunun arkasında kökü dışardaki sivil toplum örgütleri ve sermaye sahipleri var diye düşünüyorum.

Tabi bunların hepsi de bir gerçek ama tam gerçek olan bizim kendi kültürümüzden uzaklaşmamız ve tam bir miras yedi olmamızdan kaynaklanıyor!

Kalın sağlıcakla.