Tarihteki rolünü gerçekleştirmeye davet edilmeden önce her millet, iç temizlenme dönemini yaşamak ve bazı temel ahlaki tavırları benimsemek zorundadır. Bilesiniz ki dünyadaki her güç ahlaki güç olarak başlar. Her yenilgi ahlaki tökezleme olarak karşımıza çıkar. Gerçekleştirilmesi istenen neyse ilk evvela insanların ruhlarında(nefislerinde)gerçekleşmek zorundadır! “(İzzetbegoviç)

Türklerin tarihteki rolü herkes tarafından bilinir, “İlây-ı Kelimetullah” Bu dava İslâm'ın yüceliğini ve Kur'an-ı Kerim'in üstünlüğünü savunmak anlamına gelir. Yani Allah kelâmını (Kur'an-ı Kerim ve O'nun hükümlerini) yüceltmek, savunmak ve Allah'ın emrettiği şekilde yaşamaktır…

Müslümanlığı kabul ettiğimizden bu yana her Türk devletlerinde bu ülkü sürmüştür. Batılılar ve doğulular bunu çok iyi bildikleri içinde sürekli bizim ile savaş halinde olmuşlardır. Haçlı seferleri bitti zannediyoruz ama hayır bitmemiştir, sadece taktik değiştirmişlerdir. Bugün PKK dahil bütün terör örgütleri haçlının içimizdeki paralı askerleridir.

Demek ki bu davanın devam ettirilmesi için önce bir iç temizlenme dönemini yaşamamız yani nefsimizle cihat etmemiz gerekiyor. Bunu bir tarafa koyalım.

SAVAŞ TAKTİKLERİ DEĞİŞTİ

Dünyada birçok savaş taktiği geliştirildi. Örneğin virüsler artık bir savaş aracı olarak kullanılıyor. Bir yerde okumuştum, laboratuvarlarda üretilen aşılar, yeryüzündeki tüm insanlığı ortadan kaldıracak kadar güçlüymüş.

Sonra gıda üzerinden savaş var.

Teknoloji savaşları en tehlikelisi.

Ekonomik savaşlar açık ve gizli sürüyor.

Ve en önemlisi de aile üzerinden bu savaş devam ettiriliyor.

Birinci paragrafta insanın kendi kendisini düzeltmesi yani nefisle mücadele etmesi gerektiğini vurguladık. Şimdi geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aile üzerinde yaptığı konuşmadan kısa bir bölüm alıp, sonunda da değerlendirmemize geçelim.

AİLEYE OPERASYON

Sayın Erdoğan, erkeğin ailenin direği, kadının da temeli olduğunu öne sürdüğü konuşmasında, "Batı'da ailenin çöküşü kadının metalaştırılıp bu kutlu vazifeden uzaklaştırılmasıyla başlamıştır. Televizyonuyla, filmiyle, dizisiyle, internetiyle ailemize yönelik çok büyük operasyonlar çekiliyor. Birileri kadının adını kullanır, bedenini istismar ederken biz kadınlarımızı hak ettikleri yere getirme gayreti içinde olduk. Yıllarca başörtülü diye kızlarımız okullara sokulmadı, kamuda istihdamları engellendi, sokakta küçümsendi. Biz kadınlarımızın hayatında yepyeni bir dönemin başlamasını sağladık. Anne olarak başımızın tacı, kardeş olarak canımızdan parça, eş olarak hayat arkadaşı, evlat olarak gözümüzün nuru olarak gördüğümüz kadınlar için çalışmaya devam edeceğiz.

Kale içeriden fethedilir. Biz, kadınlarımıza kendimizi en iyi şekilde anlatır, gönlünü kazanırsak diğer aile fertlerini de saflarımıza çekmiş oluruz "Erkek ailenin direğiyse kadın da temelidir. Kadının şefkatiyle kucaklamadığı bir ailenin dağılması kaçınılmazdır.  Batı’da ailenin çöküşü kadının metalaştırılıp kutlu vazifeden uzaklaştırılmasıyla başlamıştır. Aynı oyunu bizde de oynamaya çalışıyorlar. Ailemize yönelik çok büyük operasyonlar çekiliyor.” Şimdi teşhis konulmuştur, peki tedavisi nedir, hangi ilaçlar bu hastalığı önler?

Deriz ki, edep, haya gibi kavramlar ortadan kalkmadan bu hastalık gelmez. Çözüm de dini ve ahlaki değerler üzerinden gereken yönlendirme ve bilinçlendirme yapılmalı, ekonomik sorunlar çözülmeli; yoksa kutlu vazifemizi yerine getiremeyiz.

Nefsin okşandığı, nimetlerin bol olduğu şu dünyada kişinin kendi kendisini de ailesini de koruması çok zor! Daha dış güçlerin, medyanın etkisine girmiyoruz!

Benim gördüğüm kimi televizyon kanalları, aile müessesinin temeline dinamit koyan programlar yapıyorlar. Devlet mutlaka bunlara bir ölçü koymalı. Son söz insanın değişmediği bir toplum değişmez, bu değişimde ancak eğitim sistemi ile gerçekleşir. Sahi hani eğitim reformu yapacaktık

Kalın sağlıcakla.