Kovid-19 geçse de izleri kalır!

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde görevli Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doçent Doktor Ahmet Rıza Şahin, Kovid-19 hastalığını yenen insanların, hastalığın bıraktığı tahribatlar sonrası başka sorunlar yaşadıklarını söyledi.

Kovid-19 geçse de izleri kalır!

Kahramanmaraş'ta Bugün Gazetesine yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile ilgili bilgilendirme yapan Şahin, hastalığın sadece akciğerlere özgü değil akciğer dışında böbrekler, gastrointestinal sistem, karaciğer ve damar duvarlarında reseptörler SARS CoV-2 için giriş kapısı görevi gördüğünü anlattı. 

"İLERDE KARŞIMIZA ÇIKABİLİR"

Hastalık akciğer ve akciğer dışı diğer organları tutmakta, burada hasar bırakabilmekte diyen Şahin,  "Bu durumu doğrular şekilde artan sayıda yayınlarda KOVID-19’un akciğer dışı tutulumlarını ve oluşturduğu kalıcı hasarları bildirmektedir. Hastaların klinik ve radyolojik bulgularına bakılırsa uzun dönem etkilerinin daha çok interstisyel akciğer hastalığı ve akciğer damar hastalıkları olarak karşımıza çıkabilir." dedi.

"AKCİĞERDE GÖRÜLÜYOR"

Yapılan çalışmaların, özellikle yoğunbakım ihtiyacı olup iyileşen Kovid-19 hastalarında gelecekte pulmoner fibroz riski ile karşı karşıya kalınacağını vurgulayan Şahin, "Aynı zamanda tedavi sonrası aniden göğüs ağrısı ile durumu bozulan hastalarda da akciğer pıhtı atması akla gelmelidir. Kalp zarında sıvı toplanması solunum güçlüğüne yol açabilir. Benzer şekilde nefes darlığı ve ani çarpıntısı olan hastalar kalp kasının etkilenmesi ile karşılaşmış olabilirler." ifadelerini kullandı.

Şahin, son 9 ayda Kovid-19 hakkındaki bilgilerimizin artması sonucunda, önemli bir grup hastanın nörolojik semptom ve bulgularla birlikte seyrettiği ortaya çıktığını söyledi.

Bu nörolojik semptomların büyük kısmı beklenildiği gibi enfeksiyonun erken döneminde tanımlandı diyen Şahin sözlerine şöyle devam etti:

"STRES OLARAK DA KARŞIMIZA ÇIKIYOR"

"Uzun etkilerini önümüzdeki ayda daha iyi tartışacağız. Psikiyatrik olarak bakınca kaşımıza COVID 19 pandemisiyle birlikte “COVID stres sendromu” adıyla yeni bir psikiyatrik tanı karşımıza çıkmıştır. Bu tablo bulaşma korkusu, sosyoekonomik durumla ilgili tasalar, yabancıların virüs yayacağıyla ilişkili korkular, travmatik stres belirtileri (kabuslar, covid 19 ilişkili imajinasyonlar), kompulsif kontrol etme ve güvence arayışı davranışları ile tanımlanır. COVID19 tedavisi alarak tamamen iyileşmiş hastalarda travma sonrası stres bozukluğu sıklığı % 6.5-31 oranında görülmektedir."

"COVID iç organları da sıklıkla etkilemektedir. Bunu destekleyen bulgulardan birisi de covid 19 hastalarında yeni başlangıçlı diyabetinde daha fazla görülmesidir. Dolayısıyla daha önce covid geçirmiş hastalarda ileri dönemde diyabet riskinin arttığını gözlemleyebiliriz. Covidle ilgili son dönemde sık bildirilen durumlardan birisi de subakut tiroidit vakalarıdır.  COVID-19 un ilk belirtilerinden olan koku alma duyusunun kaybı aylarca geri dönmediği veya göz sinirlerinin etkilenmesi ile görme kaybın yol açabileceği diğer atkiler arasında sayılmıştır. Erkekler yüksek ateşe bağlı veya kan testis bariyerinin kaybına sprem sayısını düşürüp kalitesini bozabilir."

" BASİT BİR ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU DEĞİL"

"Pandemi dünyanın gündemini meşgul etmekte, şok etkisi ile ülkelerin sağlık, ekonomi ve eğitim altyapılarını da derinden etkilemiştir. COVID-19 basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu değildir. Çalışmamızda belirtildiği üzere başta solunum ve dolaşım sistemi olmak üzere pek çok organ ve sistemi etkileyen, bu organ ve sistemlerde kalıcı sekeller bırakabilen multisistemik bir hastalıktır. Covid-19 tedavisi sonrasında hastaneden taburcu edilen bireylerde nefes alma sorunları, halsizlik, konuşma, yutma ve beslenme bozuklukları, post travmatik stres bozukluğu, hafıza problemleri gibi rehabilitasyon ihtiyacı doğuran sorunlar görülmektedir. Bu sorunların bireyler ve sağlık sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturacağı açıktır. Bu yük özellikle dar gelirli, yaşlı, engelli, ve sağlık sistemine erişimi kısıtlı olan dezavantajlı bireyler tarafından daha fazla hissedilecektir."

"Bu sebeple COVID-19 hastaları için rehabilitasyon, erken dönemde başlamalı ve taburculuk sonrası uzun dönem rehabilitasyon programları ile devam ettirilmelidir32. Hastalığı geçiren bireylerde gelişen akciğer sorunlarının sonucu olarak kapsamlı bir pulmoner rehabilitasyon yaklaşımı gerekeceği açıktır. İnspiratuar kas güçlendirme, egzersiz eğitimi, drenaj yöntemleri ve solunum egzersizlerini içeren akciğer rehabilitasyon programları uygun hastalarda fayda sağlayacaktır. Akciğer rehabilitasyon programları,  ileri yaş, obezite, çoklu hastalıklar ve komplikasyonlar göz önünde bulundurularak kişiselleştirilmelidir. Hastalar, çeşitli teknolojik imkanların kullanılması ile akciğer rehabilitasyonu süreci boyunca takip edilmelidir. Onümüzdeki dönemde, rehabilitasyon hekimleri COVID-19 sekelleri ile ilişkili çeşitli sorunlarla karşılaşacaktır ve bu süreçte hızla rehabilitasyon stratejiler geliştirmeleri gerekecektir. Doğru hazırlık ve dikkatli planlama, COVID-19 kaynaklı sekelleri sınırlamaya yardımcı olabilir."

HABER-FOTO: ÖMER FARUK SALMAN

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner166