PİSTON .

Nedir piston? Motorlarda bir silindir içinde bulunan daha küçük çaplı bir silindirdir. Motorun gücünü iletmeye yarar. Motorlu araçlarda kimyasal enerjiyi (benzin, mazot, lpg vb.) mekanik enerjiye çeviren düzenektir.

Mecazi mânâda “kayıran kimse, kayırıcı, arka” anlamına gelir.

Türk Dil Kurumu “İtenek” karşılığını önermişti piston için. Ama tutmadı.

Piston bir motor için önemli. Peki bir insan için? İnsan için de önemli. Nasıl mı? İsmet Nedim’in hayatı değişmiş piston sayesinde. Anlatayım:

.

İsmet Nedim, ünlü Türk Sanat Müziği sanatçısı. Usta bir yorumcu. Repertuvara yüzden fazla eser kazandırmış bir besteci. Han Duvarları, Agora Meyhanesi, Kalpsiz…en tanınmış besteleri.

Hafif Türk Sanat Müziği'nin öncüsü olarak bilinir. Çok sazlı Türk Müziği döneminin de öncülerinden.

.

Han Duvarları’yla ilgili çalışmamda İsmet Nedim’e rastladım. İsmet Nedim, Han Duvarlarını bestelemiş ve yorumlamış. Kendi sesinden dinledim. Mest oldum.

İsmet Nedim belgeselini seyrettim bu vesileyle. Bu belgeselde İsmet Nedim Ankara Radyosu’na giriş serüvenini anlatıyor. Hem de öyle akıcı anlatıyor ki ilgiyle dinliyorsunuz.

.

İsmet Nedim İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda köklü bir müzik eğitimi alır. Ankara’da ünlü hocalarla çalışır. Ankara Radyosu’nun açtığı sınava girer, kazanamaz. İkinci ve üçüncü kez sınava girse de kaybeder. Son girdiği sınavdan çıkarken jüriye niçin kazanamadığını sorar. Derler ki:

-Sende müzik kulağı yok…

İsmet Nedim’in morali bozulur. Salondan çıkarken kapıdaki görevli İsmet Nedim’e yavaşça:

-Gitme konuşalım, der.

Bundan sonrasını İsmet Nedim şöyle anlatıyor:

“Bekledim. Uzun boylu görevli geldi yanıma:

-Gardaşım, senin üçüncü gelişin buraya. Çok iyisin. Ama bir şeyin eksik…

-Neyim eksik?

-Piston! Piston!

-Piston ne?

-Arka!.. Arka!.. Yukardan bir telefon ettir, girersin. Sen bir piston bul.

.

Eve geldim. Kazanamadığımı söyledim anneme. Çok üzüldü, ağladı. Pistondan bahsettim.

-Bunlar piston mu istedi? Öyle bir piston bulayım ki görür onlar, dedi.

Annem Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın eşi Reşide Bayar’dan randevu alıp görüşmüş. Anlatırken anam göz yaşlarını tutamamış. Reşide Hanım demiş ki anneme:

-Kadriye Hanım ağlamayın. Çocuğu getir, dinleyeyim.

Ertesi gün annemle beraber köşke çıktık. Reşide Hanım bizi çok sıcak karşıladı:

-Gel bakayım oğlum. Otur yanıma. Bir şarkı söyler misin bana?

-Söylerim efendim.

-Karanfil oylum oylumu söyle.

-Onu bilmiyorum. Saçlarıma ak düştü sana ad bulamadım’ı okuyayım.

-Oku oku! Bu şarkıyı ben de severim, Celal de…

Okudum. Çok beğendi Reşide Hanım. Özel kalem müdürünü çağırdı:

-Bu çocuk yarın Ankara Radyosu’nda şarkı söyleyecek. Ben burada dinleyeceğim, dedi.

.

Biz teşekkür ettik Reşide Hanım’a. Sabah Ankara Radyosu’na gittim. Muzaffer İlkar’la görüştüm. Muzaffer İlkar Türk Sanat Müziği koro şefi. Muzaffer İlkar:

-Nerden geldin sen? Müdür tutuşmuş. Seni almamı söyledi. Refik Koraltan’dan mı, Menderes’ten mi geldin?

-Köşkten geldim efendim.

Ya!.. Öyle miii? Hoş geldin. Gel bakalım.

Sözleşmeyi imzaladım. Köşkte şarkı söyledim. Radyoya girdim. Böylece müzik kulağım oldu! Birkaç ay sonra bana dediler ki:

-Şikayet var. Atıldın. Sınav yapacağız. Eğer kazanırsan ne âlâ…

İstanbul’dan, İzmir’den geldi jüri üyeleri. Beni sınava tabi tuttular. İskender Cenap Ege de vardı sınavda. Gözlemciydi. Sorular soruldu. Şarkı söylemem istendi. Sonunda İskender Cenap Ege dedi ki:

-Seni dinledim. Çok beğendim. Sende kulak yok diyenler hüsrana uğrayacaklar.”

.

O gün öyleydi de bu gün çok mu farklı? Liyakat mi öncelikli, arka mı? Adamı (pistonu) olan için her kapı ardına kadar açık. Adamı (pistonu) olmayanın vay haline! Ağzıyla kuş tutsa ne yazar?

YORUM EKLE