Yüz yüze eğitim, eğitimin olmazsa olmazıdır. Daha doğrusu belli yaş gurupları ve meslekler için bundan kaçamayız. Ancak, tedbirleri de mutlaka almak gerekiyor.

Önceki gün yılların eğitimcisi Fatih Erdoğan ağabeyimiz, yüz yüze eğitim konusunda ortaya konan alternatif düşünceleri özetleyerek, yazısının en sonunda ise: “Söz Göze Anlatılır!” diyerek dijital eğitim konusunda ortaya çıkacak aksaklık ve kayıplarımızı da dillendirmiş. Bu görüşe birçok eğitimcide destek veren mesajlar yazmış. Kalemine sağlık.

Bu konuda yerel gazetelerde olduğu gibi ulusal gazetelerde de oldukça önemli öneriler getirilmiş. Bunlardan birisi de Yeni Şafak Gazetesi Yazarlarından Turgay Polat yapmış. İsterseniz onun önerisini de dillendirip, sonra kendi düşüncelerimi de yazmak istiyorum. Polat der ki: “Sayın bakanım; il ve ilçe bazlı okulları açma önerimiz olmayacak bu belli oldu. Ama bari şu önerimi dikkate alın; bütün okullarda bütün sınıfları 3’e bölün böylece her sınıf en fazla 15 en az 8 olacak şekilde gruplanmış olacak. Sonra her grubu dönüşümlü olarak 1 ay okulda yüz yüze 1 ay evde online şekilde dönüştürerek eğitime başlayın. Böylece bir yılın tamamını kullandığınızda her öğrenci 4 ay yüz yüze 8 ay online ders yapacaktır. Hem de okullar seyreltilmiş olacağında virüs yayılım endişemizde ortadan kalkacaktır. Dünya bankası ve dünya sağlık örgütüne kulak verin “eğitimde 1 yıl kayıp on yıl sonra milli gelirde yüzde 11 kayıptır” diyorlar.

ŞİMDİ ÖĞRENMENİN ZAMANIDIR

Ve devam ediyor: “Şimdi krizi fırsata çevirmeyi öğrenmenin zamanıdır diyorum. Bu pandemi ve onun yarattığı sorunlar tüm dünyada bir yeniden eşitlenme iklimi yarattı. Burada çıkabilen ülkeler bundan sonra dünyada daha fazla söz sahibi olacaklardır. Bu yüzden bizim her şeye ara versek bile eğitime ara vermeden devam etmemiz gerekiyor. Şapkamızı önümüze koyup tekrar düşünelim şu an her şeyi yeni normal deyip yaparken sadece eğitimden feragat etmemiz ne kadar doğru?

Bu dönem bize büyük bir fırsat sunuyor; o da zeki ve güzel çocuklarımızı iyi eğitip, eğitimi her şeyin temeline koyup, bu işten üreten nesiller yetiştirerek katma değeri yüksek üretim yapabilen ülke olarak çıkalım. İşte fırsat “kaliteli eğitim her şeyin çözümüdür”. Hadi bunu kaçırmayalım.

ÇÖZÜM NE?

Peki ama bu çözüm ne; aslında tek kelime ile bu sorunun cevabını Enver Yücel veriyor “geleceğimiz için yüksek katma değerli üretim yapabilen insanlar yetiştirmeliyiz. Bunun da yolu da kaliteli ve sürdürülebilir eğitimdir” diyor. Oldukça önemli bir tespit. Peki geleceğimiz için tek çıkış noktası eğitim ise bugünlerde sürdüremediğimiz eğitimi nasıl sürdürebileceğimiz ve bundan sonra nasıl bir eğitim sorusuna da çözüm bulmamız gerekiyor.

Daha önce de yazdığım gibi, tedbirler il hatta ilçe bazında ele alınmalı. Bunu göre pandemi sürecinde kendilerini hazır gören okullar açılmalı. Yukardaki önerilerde dikkate alınmalı. Yani diyorum ki, bu konuda eğitimcilerin çözüm önerilerine baş vurulmalı. Çünkü eğitim bir süreç işidir, gerekirse akşam hatta hafta sonu bile eğitim verilebilir.

En önemlisi ise Yeni Dünya Düzeni süreci iyi değerlendirilerek kaliteli, çağdaş, demokrat, milli ve ahlaki değerler göz önüne alınarak eğitim sisteminde değişime gidilmeli.

Kendim öğretmenliğe devam etseydim, sorumluluğu da ben alabilseydim, bu süreci velilerimin de görüşlerini alarak, tabi yerel sağlık merkezlerinin de görüşlerini alarak, çok güzel çözümler üretirdim.

Bunu yapan öğretmenler sosyal medya dan paylaşımlarını da yapıyorlar. Diyeceğim şu ki, uzaktan eğitim en az yüzde elli neslin kaybı anlamına gelmektedir. Ayrıca eğitim üzerinden geçimlerini temin edenler ise ayrıca mağdur olmaktadırlar.

Gelin bu konuda konferans düzenlensin, paneller yapalım. Çünkü, süreç uzayacağa benziyor…

Kalın sağlıcakla.