Macron’un “İslam Krizde’ ifadesinin kaynağını ve tarihi sürecini biraz araştırdığınızda karşınıza İslam düşmanları çıkıyor. “

Bilim ve teknoloji bakımından ileri-geri olma halini bir zihniyet meselesi olarak görme anlayışının ve buna bağlı olarak İslam-bilim-gerilik, ilerilik ile ilgili modern ön kabullerin ve önyargıların temeli, ilk defa 29 Mart 1883’te Ernest Renan tarafından Sorbonne’da verilen ve ertesi gün metni Journal des Débats’da yayımlanan “L’Islamismé et la Science” (İslâmiyet ve Bilim) isimli bir konferansla atılmaya başlamış.

Havariler”, “İsa’nın Hayatı”, “İbn Rüşd ve Rüşdiyye” “Bilimin Geleceği” gibi eserleri dolayısıyla Avrupa efkâr-ı umumiyesince gayet iyi tanınan Renan’ın 19. yüzyıl Aryan ırkçılığının, yükselen pozitivizm dalgasının ve şarkiyatçıların İslam dünyasıyla ilgili umumî hükümlerinin tesirleri altında yaptığı konuşma, kısa sürede farklı dillere çevrilmiş, pek çok ülkede gazetelere kadar yansıyan bir ilgiye mazhar olmuş (Kay.Cündioğlu, 2004: 52-58)

Sonra bu ve benzer konular batılar arasında dile getirmiş, bu bağlamda tezler sloganlaşarak yaygınlık kazanmıştır. Oysa hiç kimse Allah’ın nurunu karartamaz ve asla bunu da yapamayacaktır.

RENAN NE SÖYLÜYOR?

O halde Renan ne söylemiş ve hangi iddialarda bulunmuştu ki bu kadar meşhur hâle gelmişti?

Renan, verdiği konferansta, evvela kendince mevcut bulunan bir takım kavram kargaşasını ve oluşmuş hatalı fikirleri ortadan kaldırmaya girişmiş ve zamanında kullanılan Arap bilimi, Arap felsefesi, Arap sanatı, İslam bilimi ve İslam medeniyeti gibi mefhumları tartışmaya açarak mevcut anlamlarını değiştirmeye çalışmıştı. İspat etmek istediği ana tez ise ‘Müslüman toplumların İslam dinine bağlı kalarak terakki edip bilim ve felsefede ilerlemelerinin mümkün olamayacağı’ hususu

olup Müslümanların sahip olduğu, ‘madem ki geçmiş zamanlarda İslam dünyası bilim ve felsefede parlak bir dönem yaşamıştır, o halde bu hususta zihniyet veya kültürle ilgili bir problem olamaz ve dolayısıyla bundan sonra da aynı başarıyı sergilemek mümkündür’ şeklindeki iyimserliğin bir yanılsama olduğunu göstermekti.

Renan’a göre, ‘Müslüman toplumların daha önceki ilmî ve felsefî başarıları İslam dini sayesinde değil, İslam’a rağmen gerçekleşmiştir. Kaldı ki Semitik halklardan olan Araplar tabiatları gereği metafizik düşünceye ve felsefeye yatkın değillerdir. Bu sebeple nasıl ki İslam tarihinde ilmî ve felsefî başarılar zındıklar ve dinsizlere ait ise, yine tarihte Arap felsefesi olarak bilinen şeylerin hepsi aslında Arap olmayanlara, özellikle de Aryan ırkından olan İranlılara aittir. (Renan, 1946: 184-188, 196-197).

DELİL TOPLUYOR

Renan bu iddialarını ispat için bazı deliller sunmayı da ihmal etmez. Herkesin kabul edeceği ve inkârı mümkün olmayan ilk delil, Müslüman milletlerin sanayi inkılâbını yapmış Batı karşısında geri ve fikri bakımdan zayıf halde bulunmalarıdır.

Üstelik bilgi ile güç arasındaki ilişkiyi göremediğinden veya daha doğrusu Allah’ın ikbal ve iktidarı dilediğine verdiğini düşündüğünden, bilginin  bu yönü de onun ilgi alanı dışındadır.2 Tüm Müslüman halklar, Müslüman oldukları için bu özelliği gösterirler. (Kay. Düzce Üniv.Sos. Bilb Dergisi Yıl 9. Özel Sayısı- Renan, 1946: 184-185).

Dikkat buyurmuşsunuzdur, bu adam Müslümanların bilimden uzak oluşunu kasıtlı olarak İslam ile özdeşleştiriyor. Oysa Kuran; “İlim farzdır! buyurur.

Bu yazı dizimde bu iddialara cevap vereceğim, zaten bilim insanlarımız yüzlerce reddiye yazmışlar. Fakat bir şey söylemeden de edemeyeceğim. Müslümanlar, Kuran dan uzaklaştıkları ve üzerinde oynanan oyunlardan dolayı bilim toplumu olamamışlardır. Tarihte bunu gerçekleştirdiğimizi biliyoruz. Endülüsten, Osmanlıya belki bin yıldır doğru yolda ilerlerken, Gerileme Devri ile de bir yorgunluğa düştüğümüz gerçek. Şimdi yeni bir diriliş müjdesi, bir başlangıç var gibi; eğer bunu yapacak isek iki kanatlı kuşlar gibi hem maddi ilimleri hem de manevi ilimler yapmalı, sabahlara kadar laboratuvarlarda sabahlayıp, sabah namazını da kılıp uyumayı denemeliyiz, hatta uyumamalıyız çünkü çok uyutulduk.

Hadi bismillah bu girişle yazı dizimize başlamış olalım.