Aşı Olmayan İşçi İş Yerine Alınmayabilir Ancak İşten Çıkarılamaz

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yayınladığı genelgeyle, işverenlerin aşı olmayan işçiden zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi isteyebileceği bildirilmişti. 6 Eylül itibariyle başlayacak olan uygulamayı değerlendiren Avukat Zeynep Tekinşen, "sırf bu genelgeyle aşı olmayan çalışanın iş yerine alınmama durumu olabilir ancak işten çıkarılamaz" dedi.

Aşı Olmayan İşçi İş Yerine Alınmayabilir Ancak İşten Çıkarılamaz

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın dün yayınladığı genelgeyle Corona virüsü aşısı olmayan işçilere haftada bir kez PCR testi zorunluluğu getirildi. 81 ile gönderilen genelgede “Covid-19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulacaktır” denildi.

“KİŞİLERİN AŞIYA ZORLANAMAYACAĞI KANISINDAYIM”

Kişilerin aşıya zorlanamayacağını ancak bu tür tedbirlerin alınmasını halk sağlığı açısından olumlu karşıladığını belirten Av. Zeynep Tekinşen Aşı yaptırmayan işçi, işveren tarafından işten çıkarılabilir mi? Sorusuna cevap verdi.

Av. Tekinşen, “COVİD-19 pandemisi 2020 yılının başlarında ortaya çıkmış olup, ülkemizde dahil olmak üzere tüm dünyada milyarlarca insanı etkilemiştir. Bu durumdan dolayı işyerleri ve sosyal hayatta çeşitli kısıtlamalar düzenlenmiş olup hayatımızın birçok alanında ve birçok sektörde olumsuz durumlarla karşılaşılmıştır. Daha sonrasında aşı bulunmuş olup ülkemizde de 14 Ocak 2021 tarihi itibariyle sağlık çalışanları başta olmak üzere aşılanmaya gidilmiştir. Ülkemizde yapılan aşı miktarının yapılan araştırmalar sonucu 97 milyon dozu geçtiği görülmektedir” dedi.

“GENEGEYİ İNCELEMEKTE FAYDA VAR”

Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yayınladığı genelge ile, 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle işverenler, bünyesinde çalıştırdığı aşı olmayan işçilerden haftada 1 kez PCR testi yaptırmalarını isteyebileceğini bildirmişlerdir diyen Tekinşen, “Bu durumda işçilerin aklına tek bir soru gelmektedir, “aşı olmadığım için işveren beni işten çıkarabilir mi?”. Bu sorunun cevabına gelmeden önce yayınlanan genelgeyi incelemekte fayda vardır, yayınlanan bu genelge şu şekildedir;

 Çalışma hayatını düzenleyici, işçi-işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu tedbirler almak, iş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek Bakanlığımızın asli görevleri arasındadır.

Bu doğrultuda, Bakanlığımızca, işverenlerin işçilerinden isteyeceği PCR testi ve işçilerini Covid-19 riskleri ve tedbirleri konusunda bilgilendirmesini içeren, 2/9/2021 tarihli genel yazı 81 İl Valiliği’ne gönderilmiştir.

Buna göre; İşverenlerin, işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik risklerine yönelik koruyucu ve önleyici tedbirler hakkında tüm işçilerini bilgilendirmekle yükümlü oldukları hatırlatılmakta, işverenlerin COVID-19 aşısı tamamlanmamış işçilerini yazılı olarak ayrıca bilgilendirmesi istenmektedir.

Bilgilendirme sonrasında aşı olmayan işçilere, kesin COVID-19 tanısı konması durumunun iş ve sosyal güvenlik mevzuatı açısından olası sonuçları da işveren tarafından bu durumdaki işçilere bildirilmelidir.

COVID-19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebilecek, test sonuçları gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulacaktır.”

Yayınlanan bu genelge de incelendiğinde görülecektir ki, işverenler yalnızca bünyesinde çalıştırdığı işçi/çalışanların aşı olmamış olanlardan haftada 1 kez PCR testi isteyebilecektir, aşı olmadığı gerekçesiyle işten çıkarılma durumu açıkça hukuka aykırıdr. Zira Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı bulunmaktadır. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Ancak yazılı rıza üzerine organ nakli borcu altına girmek mümkündür. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca da “temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, hakkın özüne dokunulmadan, ölçülülük ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir şekilde ancak kanunla olabilir.” Denilmiştir.

Yine Medeni Kanun’un 23 maddesinde de kişiliğin korunması düzenlemesi yer almıştır. Buna göre; “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz. Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik maddelerin alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi istenemez; maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulamaz.” denilmiştir.

Bulaşıcı hastalık konusunda aşının zorunluluğu 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bahsedilen bu kanunun m. 57 sayılan bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması halinde m. 72/2  uyarınca hastalığa maruz kalanların aşılanmasına yetki tanınmıştır. Bulaşıcı hastalık olması durumunda söz konusu kanuna göre aşı zorunluluğu bulunmasına karşın, kanun çok eski bir kanundur ve anılan kanunda COVİD-19 bulaşıcı hastalığı bakımından güncel bir düzenleme mevcut değildir. Kişi hak ve özgürlüklerinin Anayasa ve yasalarla kamu sağlığı ve güvenliği gibi nedenlerle zorunlu olarak sınırlanması mümkündür. Buna karşın, ülkemizde COVİD-19 pandemisi nedeniyle aşı olma konusunda yasal bir zorunluluk getirilmemiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından da aşı olmanın zorunlu olmadığı kamuoyuna açıklanmıştır.

Aşı olmak/olmamak bir çeşit sağlık hakkıdır ve kişinin kendi iradesine bağlı bir durumdur, herhangi bir zorlama yapılması kabul edilemez, ve bu durum için de herhangi bir kanun hükmü veyahut bir zorunluluk getirilmemiştir. Ancak işverenler, hem kendileri hem de bünyesinde bulunan sağlık çalışanları vasıtasıyla işçi/çalışanlarının aşı olmaları yönünde bilgilendirme ve telkinde bulunabilir.

Ancak takdir edilecektir ki hem hukukun ucsuz bucaksız bir derya olması hem COVİD-19 süreci ile tüm dünyanın ilk kez karşılaşması hem de bu genelgenin yeni gelmiş olmasından mütevellit bu duruma dair bir emsal karar bulunmamaktadır, ancak süreçlerin nasıl işlediği benzer vakaların mahkemeye taşınması neticesinde görülecektir. Fakat hem anayasal düzenlemeler dikkate alındığında böyle bir kanun hükmü bulunmadığından işçinin/çalışanın aşı olmadığı gerekçesiyle işten çıkarılması dayanıksız kalacağından hukuka aykırı olmakla beraber her olay ve davanın kendi içinde değerlendirmesi gerektiğinin unutulmaması gereklidir” ifadelerini kullandı. (HABER: YAŞAR ERİKLİ)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER