Merhaba değerli dostlar.
Bu haftaki sohbetimiz adı konulmamış ancak tarihi insanlık tarihi ile başlayan bir kurumdan konuşalım istedim. Bu kurumun adı analık.
Elbette böyle bir kurum yok, bundan sonra da olmayacak resmi olarak. Lakin analık kurumunun ne denli önemli olduğunu, hele bugünlerde ülkemizin kapitalist sistemin çarkları arasında un ufak olmasını çaresizce seyrederken anlıyoruz galiba.
“Cennet anaların ayakları altındadır” buyurmuş Allah resulü(s.a.v). Bu buyruk özellikle İslam coğrafyasında son yüz yılı saymazsak toplumsal yaşamın en temel düsturu olarak kabül görmüş. Anneler cennetlik varlıklar olarak değer bulmuş” Ana gibi yar olmaz” diye dillerde deyiş halinde söylenmiş.
Kırsaldan şehirlere doğru gidildikçe ana kelimesi yeterli görülmeyip saygı da ifade eden valide kelimesi yaygınlaşmaya başlamış.
Özellikle son yetmiş yılda batılı toplum olma sevdası öncelikle şehirlerimizde ana ve valide kelimesini devre dışı bırakıp anne demeyi tercih eder olmuşuz.
 Anne demeyi modern bir yaklaşım olarak görenler ana ve valide kelimelerini eskiyi çağrıştırdığı tezini ileri sürüp, bu kelimeleri toplumun zihninden söküp atmak için, önceleri sinemayı, sonraları televizyonu, basın ve yayın organları ve her türlü yazılı ürünü kullanır oldular.
Bununla da kalmadılar, ebeyi anneanne, dedeyi büyük baba gibi uyduruk bir kelimeyle yeniden tanımladılar.
Önce tüm kızlar okula dediler, arkasından kadının emek gücünden yararlanmak gerek diyerek çalışma hayatında en kesif bir biçimde yer alması için hedefler belirlediler.
Son hedefi bayan Erdoğan açıladı. 2023 de kadın istihdamını %42 ye çıkarmak istiyorlarmış, tebrikler.
Gelin sizinle basit bir deney yapalım. Önce ana diyelim sonra anne diyelim, sonra ikisi arasındaki farkı düşünelim. Ana derken ağız tam açılır ve ses boğazdan çıkar, anne derken ise ağız çok az açılır ve ses dudak arasından çıkar.
Şöyle bir zihnimizi yoklayalım. Çocuk anasına sesleniyor.
-Ana
Cevap şöyledir: Ha kurban olduğum, Buyurasın kurban olduğum, ben seni veren Allaha kurban olurum.
Çocuk anne diye sesleniyor.
Cevap: Söyle aşkım ya da ne var yine ne istiyorsun. Hiç bitmez şu isteğinde, tam dizinin ortasında. Atı üstü bir ya da iki çocuk vardır. Onlarla da çoğunlukla baba ilgilenir.
Birilerinin şöyle dediğine rastlamışsınızdır: Y a bu toplum ne zaman bu hale geldi. Duygusuz, vicdansız, hoşgörüsüz ve de en önemlisi acımasız.
Bizce: Ne zaman ki çocuk sezeryanla doğdu ( zorunlu haller hariç), ne zaman ki çocuk kreşlerde bakılmaya başlandı, ne zaman ki çocuk anneden çok babası ile vakit geçirir oldu, mamasını baba hazırladı, çocuğu baba doyurdu, altını baba temizledi, bezini baba değiştirdi işte o zamandan beri toplumun düzeni de nizamı da bozuldu.
Ve tüm bunlar bu ülkede son yetmiş yılda genellikle muhafazakar iktidarlar yönetimindeyken oldu.
Anneliği değersiz görme, hor görme, sanki ikinci sınıf bir insan gibi “ Ev hanımı olmakta neymiş, saçını süpürge edersin, bir sürü çocuk doğurursun, boşuna, adın ev hanımı ya. Bak çalışanlar öyle mi, kimseye eyvallahları yok. vs. düşünce kalıpları toplumda hakim görüş haline getirilip milletimizin geleceğine en büyük kazık atılmış olur.
Birkaç gün önce cumhurbaşkanımız sıkça yaptığı öz eleştirilerden birisini yine yaparak” Eğitim, kültür ve sanatta istediğimiz başarıyı elde edemedik” şeklinde açıklama da bulundu.
Artık özeleştiri yerine çözüm zamanıdır. Bizim önceliğimiz ve önerimiz aşağıdadır.
Bu ülkede ilk yapılması gereken iş anneliğin yeniden ihyasıdır. Bugün hoşlanmadığımız, sızlanıp durduğumuz ne varsa çaresi anneliğin yeniden değerli hale gelmesi ile aşılacak sorunlardır.
1-İlk ve orta öğretimde yani ilk sekiz yılık eğitim içerisinde ağırlıklı olarak kızlarımıza genel olarak tüm öğrencilere anneliğin toplumun sigortası olduğu bilincini ders şeklinde vermek.
2-Çalışma hayatı yerine anne olmayı tercih eden hanımefendilere en az yarım asgari ücret ve emeklik hakkının tanınması gerekiyor.
3- Kadın emeğinin ev dışında değerlendirmesi için pozitif ayrımcılık gibi, kadın istihdamını yukarı çekecek hedeflerden vazgeçilmesi acilen gerekmektedir.
Şimdilik benden bu kadar. Umarım aklıselim birileri beni duyar ya da kendiliğinden buna benzer çözümleri hayata geçirir de geleceğimiz batılı değerler peşinde koşmaktan heder olmaz inşallah.
Tüm annelere hürmetlerimi sunuyorum,  merhum anneme de Cenabı Mevla’dan rahmet diliyorum.
Kalın sağlıcakla…